• Üye Ol | Üye Girişi | English
  • Örnek cümlemiz aşağıdaki gibi olsun;

    İngilizcesi
    About what time will you be here?

    Türkçesi
    - Saat kaç gibi burada olacaksın?
    - Saat kaç gibi burada olursun?
    - Saat kaç gibi geleceksin?
    - Saat kaç gibi gelirsin?

    1. Yukarıdaki cümleleri tam yazarak.

    2. Cümle içinde geçen kelimeleri bitişik şekilde yazarak.

    Aşağıdaki kelimeleri yazarak yukarıdaki örnek cümleye kolaylıkla ulaşırsınız.
      "saat kaç gibi burada"
      "saat kaç gibi"
      "kaç gibi burada olursun"
      "gibi burada olacaksın"
      "gibi burada olursun"
      "kaç gibi geleceksin"
      "kaç gibi gelirsin"
      "burada olacaksın"
      "burada olursun"


    Engturk'te 700.000 'den fazla cümle olduğu için tek kelime ile arama yaptığınızda çok fazla sonuç çıkabilir. O nedenle, günlük hayatta kullandığımız cümleleri an az iki ya da üç kelime ile aramanız halinde istediğiniz sonuca daha kolay ulaşırsınız.

  • en-tr
    Aradığınız cümleyi nasıl bulacaksınız?

    Aradığınız Kelime: verge

    Kısaltmaların Anlamları?
  • i. isim - Şahıs, cisim, yer adı olarak kullanılan kelimeler ya da kelimeler grubu.

    b. bağlaç - if, since, because, after gibi sözcüklerle başlayan ya da içinde eylem geçen kısa cümlecikler.

    d. deyim - Sözlük anlamından farklı bir anlam veren ve genelde sonunda ünlem işareti olan sözcükler.

    e. edat - Edat ile başlayan, edat ile biten ya da başında bağlaç kullanılmamış kısa deyimler.

    f. fiil - Eylem ifade eden kelimeler.

    s. sıfat - İsimleri nitelik ve nicelik bakımından tanımlayan sözcükler.

    yf. yardımcı fiil - is, am, are, do, have, will, can, could, would, should, must gibi fiil ile birlikte kullanılan sözcükler. Yardımcı fiil eylemin zamanını göstermekle birlikte cümleleri olumsuz ya da soru haline dönüştürmek için de kullanılırlar.

    z. zarf - Yer, zaman ve nitelik belirten sözcükler.

    zm. zamir - I, you, he, she, it, we, they, me, him, her, us, them gibi kişi ya da varlıkların yerine kullanılan sözcükler.

  • Bulunan sonuç "38" cümle anlamları için tıklayınız

    English Türkçe
    1
    verge
  • f.meylet
  • f.yaklaş
  • f.(on ile) sınırında ol
  • f.(on ile) eşiğinde ol
    • f.    meylet
    • f.    yaklaş
    • f.    (on ile) sınırında ol
    • f.    (on ile) eşiğinde ol
    2
    verge
  • i.eşik
  • i.kenar
  • i.sınır
    • i.    eşik
    • i.    kenar
    • i.    sınır
    3
    to verge
  • f.meyletmek
  • f.yaklaşmak
  • f.(on ile) sınırında olmak
  • f.(on ile) eşiğinde olmak
    • f.    meyletmek
    • f.    yaklaşmak
    • f.    (on ile) sınırında olmak
    • f.    (on ile) eşiğinde olmak
    4
    verge on crazy
  • f.çılgınlığın eşiğinde ol
  • f.delirmek üzere ol
  • f.çıldırmak üzere ol
    • f.    çılgınlığın eşiğinde ol
    • f.    delirmek üzere ol
    • f.    çıldırmak üzere ol
    5
    on the verge
  • e.kenarda
  • e.sınırda
  • e.eşikte
  • e.kıyıda
    • e.    kenarda
    • e.    sınırda
    • e.    eşikte
    • e.    kıyıda
    6
    be on the verge
  • f.eşiğinde ol
  • f.kıyısında ol
  • f.sınırında ol
  • f.kenarında ol
    • f.    eşiğinde ol
    • f.    kıyısında ol
    • f.    sınırında ol
    • f.    kenarında ol
    7
    on the verge of
  • e.-in kıyısında
  • e.-in eşiğinde
  • e.-in sınırında
  • e.üzere
    • e.    -in kıyısında
    • e.    -in eşiğinde
    • e.    -in sınırında
    • e.    üzere
    8
    to verge on crazy
  • f.çılgınlığın eşiğinde olmak
  • f.delirmek üzere olmak
  • f.çıldırmak üzere olmak
    • f.    çılgınlığın eşiğinde olmak
    • f.    delirmek üzere olmak
    • f.    çıldırmak üzere olmak
    9
    to be on the verge
  • f.eşiğinde olmak
  • f.kıyısında olmak
  • f.sınırında olmak
  • f.kenarında olmak
    • f.    eşiğinde olmak
    • f.    kıyısında olmak
    • f.    sınırında olmak
    • f.    kenarında olmak
    10
    I'm on the verge of
  • e.-in kıyısındayım
  • e.-in eşiğindeyim
  • e.üzereyim
    • e.    -in kıyısındayım
    • e.    -in eşiğindeyim
    • e.    üzereyim
    11
    on the verge of war
  • e.savaşın eşiğinde
    • e.    savaşın eşiğinde
    12
    on the verge of death
  • e.ölümün eşiğinde
  • e.ölümün kıyısında
  • e.ölmek üzere
    • e.    ölümün eşiğinde
    • e.    ölümün kıyısında
    • e.    ölmek üzere
    13
    on the verge of tears
  • e.ağlamanın eşiğinde
  • e.ağlamak üzere
    • e.    ağlamanın eşiğinde
    • e.    ağlamak üzere
    14
    on the verge of mutiny
  • e.isyanın eşiğinde
  • e.ayaklanmanın eşiğinde
    • e.    isyanın eşiğinde
    • e.    ayaklanmanın eşiğinde
    15
    on the verge of saying
  • e.söylemenin eşiğinde
  • e.söylemek üzere
    • e.    söylemenin eşiğinde
    • e.    söylemek üzere
    16
    on the verge of contact
  • e.temas kurmak üzere
  • e.kontak kurmak üzere
  • e.bağlantı kurmak üzere
    • e.    temas kurmak üzere
    • e.    kontak kurmak üzere
    • e.    bağlantı kurmak üzere
    17
    on the verge of divorce
  • e.boşanmanın eşiğinde
  • e.boşanmanın eşiğine gelmiş
    • e.    boşanmanın eşiğinde
    • e.    boşanmanın eşiğine gelmiş
    18
    on the verge of leaving
  • e.ayrılmanın eşiğinde
  • e.ayrılmak üzere
  • e.gitmek üzere
    • e.    ayrılmanın eşiğinde
    • e.    ayrılmak üzere
    • e.    gitmek üzere
    19
    on the verge of signing
  • e.imzalamak üzere
  • e.imzalamanın eşiğinde
    • e.    imzalamak üzere
    • e.    imzalamanın eşiğinde
    20
    on the verge of solving
  • e.çözmenin eşiğinde
  • e.çözmek üzere
  • e.halletmek üzere
    • e.    çözmenin eşiğinde
    • e.    çözmek üzere
    • e.    halletmek üzere
    21
    on the verge of telling
  • e.söylemenin eşiğinde
  • e.söylemek üzere
  • e.anlatmak üzere
    • e.    söylemenin eşiğinde
    • e.    söylemek üzere
    • e.    anlatmak üzere
    22
    on the verge of winning
  • e.kazanmanın eşiğinde
  • e.kazanmak üzere
    • e.    kazanmanın eşiğinde
    • e.    kazanmak üzere
    23
    on the verge of collapse
  • e.yıkılmak üzere
  • e.çökmek üzere
  • e.göçmek üzere
  • e.çökertmek üzere
    • e.    yıkılmak üzere
    • e.    çökmek üzere
    • e.    göçmek üzere
    • e.    çökertmek üzere
    24
    on the verge of accepting
  • e.kabul etmek üzere
  • e.kabullenmek üzere
    • e.    kabul etmek üzere
    • e.    kabullenmek üzere
    25
    on the verge of colliding
  • e.çarpışmanın eşiğinde
  • e.çarpışmak üzere
    • e.    çarpışmanın eşiğinde
    • e.    çarpışmak üzere
    26
    on the verge of exploding
  • e.patlamak üzere
  • e.patlatmak üzere
    • e.    patlamak üzere
    • e.    patlatmak üzere
    27
    on the verge of revealing
  • e.açıklamak üzere
  • e.göstermek üzere
    • e.    açıklamak üzere
    • e.    göstermek üzere
    28
    on the verge of bankruptcy
  • e.iflasın eşiğinde
    • e.    iflasın eşiğinde
    29
    on the verge of extinction
  • e.nesli tükenmenin eşiğinde
  • e.soyu tükenmenin eşiğinde
  • e.yok olmanın eşiğinde
  • e.nesli tükenmek üzere
  • e.soyu tükenmek üzere
  • e.yok olmak üzere
    • e.    nesli tükenmenin eşiğinde
    • e.    soyu tükenmenin eşiğinde
    • e.    yok olmanın eşiğinde
    • e.    nesli tükenmek üzere
    • e.    soyu tükenmek üzere
    • e.    yok olmak üzere
    30
    on the verge of graduation
  • e.mezun olmak üzere
  • e.okulu bitirmek üzere
    • e.    mezun olmak üzere
    • e.    okulu bitirmek üzere
    31
    on the verge of non-existence
  • e.yok olmanın eşiğinde
    • e.    yok olmanın eşiğinde
    32
    on the verge of a war
  • e.bir savaşın eşiğinde
    • e.    bir savaşın eşiğinde
    33
    on the verge of a cliff
  • e.uçurumun eşiğinde
  • e.uçurumun kenarında
    • e.    uçurumun eşiğinde
    • e.    uçurumun kenarında
    34
    on the verge of a seizure
  • e.yakalanmaya yakın
  • e.haczedilmeye yakın
  • e.felç geçirmek üzere
  • e.(tıbbi) krizin eşiğinde
    • e.    yakalanmaya yakın
    • e.    haczedilmeye yakın
    • e.    felç geçirmek üzere
    • e.    (tıbbi) krizin eşiğinde
    35
    on the verge of civil war
  • e.iç savaşın eşiğinde
    • e.    iç savaşın eşiğinde
    36
    on the verge of going mad
  • e.delirmenin eşiğinde
  • e.çıldırmanın eşiğinde
    • e.    delirmenin eşiğinde
    • e.    çıldırmanın eşiğinde
    37
    on the verge of a new era
  • e.yeni bir çağın eşiğinde
    • e.    yeni bir çağın eşiğinde
    38
    on the verge of becoming a nutcase
  • e.delirmenin eşiğinde
  • e.delirmek üzere
  • e.kafayı üşütmek üzere
  • e.keçileri kaçırmak üzere
    • e.    delirmenin eşiğinde
    • e.    delirmek üzere
    • e.    kafayı üşütmek üzere
    • e.    keçileri kaçırmak üzere

    Aradığınız kelime "verge" cümle anlamları "8" sonuç

    English Türkçe
    1
    Görmek için tıklayınız!
  • Tam sınırda.
  • 2
    Görmek için tıklayınız!
  • İsyanın eşiğindeler.
  • Ayaklanmanın eşiğindeler.
  • İsyanın eşiğine geldiler.
  • İsyan etmenin eşiğindeler.
  • İsyan etmenin eşiğine geldiler.
  • 3
    Görmek için tıklayınız!
  • Biz boşanmanın eşiğindeyiz.
  • 4
    Görmek için tıklayınız!
  • Boşanmanın eşiğindeydik.
  • Boşanmanın eşiğine gelmiştik.
  • 5
    Görmek için tıklayınız!
  • Annem ve babam boşanmanın eşiğinde.
  • Annem ve babam boşanmanın eşiğine geldi.
  • 6
    Görmek için tıklayınız!
  • Ekonomik krizin eşiğindeyiz.
  • 7
    Görmek için tıklayınız!
  • Boşanmanın eşiğindeyiz.
  • 8
    Görmek için tıklayınız!
  • Zavallı kadın delirmenin eşiğindeydi.
  • Zavallı kadın çıldırmanın eşiğindeydi.
  • Gizlilik Hakları  |  Kullanım Koşulları  |  Yazılım

    ©2026 Bu sitenin tüm içeriği telif hakkı ile korunmaktadır belge tarihi ve no 19.04.2012 IEE/1457

    EyfelSoft