| 1 |
| stick | f.sıkışf.saplanf.batırf.saplaf.sokf.yapışf.yapıştırf.takılf.dayanf.katlanf.bağlı kalf.sadık kalf.(bir yere) koyuver | - f. sıkış
- f. saplan
- f. batır
- f. sapla
- f. sok
- f. yapış
- f. yapıştır
- f. takıl
- f. dayan
- f. katlan
- f. bağlı kal
- f. sadık kal
- f. (bir yere) koyuver
|
|
| 2 |
| stick | i.sopai.değneki.bastoni.çubuki.tahta parçasıi.dal parçası | - i. sopa
- i. değnek
- i. baston
- i. çubuk
- i. tahta parçası
- i. dal parçası
|
|
| 3 |
| stick up | f.(silah tehdidiyle) soyf.silahlı soygun yapf.(eleştiri vb. karşısında) dik durf.(eleştiri vb. karşısında) dimdik dur | - f. (silah tehdidiyle) soy
- f. silahlı soygun yap
- f. (eleştiri vb. karşısında) dik dur
- f. (eleştiri vb. karşısında) dimdik dur
|
|
| 4 |
| stick out | f.dışarı çıkarf.dışarı uzatf.katlanf.dayanf.ucu çıkf.çıkıntı yapf.kolay fark edilf.çok fark edilir olf.besbelli olf.çok bariz ol | - f. dışarı çıkar
- f. dışarı uzat
- f. katlan
- f. dayan
- f. ucu çık
- f. çıkıntı yap
- f. kolay fark edil
- f. çok fark edilir ol
- f. besbelli ol
- f. çok bariz ol
|
|
| 5 |
| stick around | f.beklef.takılf.kalf.(birinin) yanında olf.(bir yerde) oyalan | - f. bekle
- f. takıl
- f. kal
- f. (birinin) yanında ol
- f. (bir yerde) oyalan
|
|
| 6 |
| stick together | f.birbirine yapışf.birbirine yapıştırf.birleşf.birleştirf.birbirine destek olf.birbirine kenetlenf.birbirine sıkıca sarılf.birbirinden ayrılma | - f. birbirine yapış
- f. birbirine yapıştır
- f. birleş
- f. birleştir
- f. birbirine destek ol
- f. birbirine kenetlen
- f. birbirine sıkıca sarıl
- f. birbirinden ayrılma
|
|
| 7 |
| stick of | s.parças.sopas.değneks.baston | - s. parça
- s. sopa
- s. değnek
- s. baston
|
|
| 8 |
| to stick | f.sıkışmakf.saplanmakf.batırmakf.saplamakf.sokmakf.yapışmakf.yapıştırmakf.takılmakf.dayanmakf.katlanmakf.bağlı kalmakf.sadık kalmakf.(bir yere) koyuvermek | - f. sıkışmak
- f. saplanmak
- f. batırmak
- f. saplamak
- f. sokmak
- f. yapışmak
- f. yapıştırmak
- f. takılmak
- f. dayanmak
- f. katlanmak
- f. bağlı kalmak
- f. sadık kalmak
- f. (bir yere) koyuvermek
|
|
| 9 |
|
| 10 |
|
| 11 |
| long stick | i.uzun çubuki.(kurada) uzun çöp | - i. uzun çubuk
- i. (kurada) uzun çöp
|
|
| 12 |
| short stick | i.kısa çubuki.(kurada)kısa çöp | - i. kısa çubuk
- i. (kurada)kısa çöp
|
|
| 13 |
| stick shift | i.düz vitesi.manuel vites | - i. düz vites
- i. manuel vites
|
|
| 14 |
| carrot stick | i.havuç çubuğu | |
|
|
| 15 |
| hockey stick | i.hokey sopası | |
|
|
| 16 |
| memory stick | i.hafıza kartı | |
|
|
| 17 |
| selfie stick | i.özçekim çubuğu | |
|
|
| 18 |
| swizzle stick | i.kokteyl karıştırıcıi.kokteyl karıştırma çubuğu | - i. kokteyl karıştırıcı
- i. kokteyl karıştırma çubuğu
|
|
| 19 |
|
| 20 |
|
| 21 |
| stick it out | f.on katlanf.ona dayanf.sonuna kadar gitf.sonuna kadar katlanf.sonuna kadar dayan | - f. on katlan
- f. ona dayan
- f. sonuna kadar git
- f. sonuna kadar katlan
- f. sonuna kadar dayan
|
|
| 22 |
| hop the stick | f.ölf.kuyruğu titretf.tahtalı köye git | - f. öl
- f. kuyruğu titret
- f. tahtalı köye git
|
|
| 23 |
| spin the stick | f.sopa çevir | |
|
|
| 24 |
| stick a needle | f.bir iğne batır | |
|
|
| 25 |
| throw the stick | f.sopayı fırlat | |
|
|
| 26 |
| stick around here | f.buraya takılf.burada takılf.burada kal | - f. buraya takıl
- f. burada takıl
- f. burada kal
|
|
| 27 |
| stick it straight | f.onu doğruca batırf.onu doğruca saplaf.onu doğruca sok | - f. onu doğruca batır
- f. onu doğruca sapla
- f. onu doğruca sok
|
|
| 28 |
| to stick up | f.(silah tehdidiyle) soymakf.silahlı soygun yapmakf.(eleştiri vb. karşısında) dik durmakf.(eleştiri vb. karşısında) dimdik durmak | - f. (silah tehdidiyle) soymak
- f. silahlı soygun yapmak
- f. (eleştiri vb. karşısında) dik durmak
- f. (eleştiri vb. karşısında) dimdik durmak
|
|
| 29 |
| to stick out | f.dışarı çıkarmakf.dışarı uzatmakf.katlanmakf.dayanmakf.ucu çıkmakf.çıkıntı yapmakf.kolay fark edilmekf.çok fark edilir olmakf.besbelli olmakf.çok bariz olmak | - f. dışarı çıkarmak
- f. dışarı uzatmak
- f. katlanmak
- f. dayanmak
- f. ucu çıkmak
- f. çıkıntı yapmak
- f. kolay fark edilmek
- f. çok fark edilir olmak
- f. besbelli olmak
- f. çok bariz olmak
|
|
| 30 |
| with a stick | e.bir çubuklae.bir sopaylae.bir dal parçasıyla | - e. bir çubukla
- e. bir sopayla
- e. bir dal parçasıyla
|
|
| 31 |
| to stick around | f.beklemekf.takılmakf.kalmakf.(birinin) yanında olmakf.(bir yerde) oyalanmak | - f. beklemek
- f. takılmak
- f. kalmak
- f. (birinin) yanında olmak
- f. (bir yerde) oyalanmak
|
|
| 32 |
| an upright stick | i.dik bir çubuk | |
|
|
| 33 |
| carrot and stick | i.ödül ve ceza | |
|
|
| 34 |
| to stick together | f.birbirine yapışmakf.birbirine yapıştırmakf.birleşmekf.birleştirmekf.birbirine destek olmakf.birbirine kenetlenmekf.birbirine sıkıca sarılmakf.birbirinden ayrılmamak | - f. birbirine yapışmak
- f. birbirine yapıştırmak
- f. birleşmek
- f. birleştirmek
- f. birbirine destek olmak
- f. birbirine kenetlenmek
- f. birbirine sıkıca sarılmak
- f. birbirinden ayrılmamak
|
|
| 35 |
| stick close to me | f.bana yakın dur | |
|
|
| 36 |
| stick to the plan | f.plana sadık kalf.plana bağlı kal | - f. plana sadık kal
- f. plana bağlı kal
|
|
| 37 |
| stick to the script | f.senaryoya bağlı kalf.metne bağlı kal | - f. senaryoya bağlı kal
- f. metne bağlı kal
|
|
| 38 |
| stick your hand out | f.elini uzat | |
|
|
| 39 |
| stick by you forever | f.sonsuza kadar size sadık kalf.sonsuza kadar size bağlı kal | - f. sonsuza kadar size sadık kal
- f. sonsuza kadar size bağlı kal
|
|
| 40 |
| stick out your tongue | f.dilini çıkar | |
|
|
| 41 |
| stick to the schedule | f.takvime uyf.programa uyf.takvime sadık kalf.programa sadık kal | - f. takvime uy
- f. programa uy
- f. takvime sadık kal
- f. programa sadık kal
|
|
| 42 |
| stick your tongue out | f.dilini çıkar | |
|
|
| 43 |
| a stick of gum | i.bir cikleti.bir sakız | - i. bir ciklet
- i. bir sakız
|
|
| 44 |
| to stick a gun | f.silah çekmek | |
|
|
| 45 |
| to stick it out | f.on katlanmakf.ona dayanmakf.sonuna kadar gitmekf.sonuna kadar katlanmakf.sonuna kadar dayanmak | - f. on katlanmak
- f. ona dayanmak
- f. sonuna kadar gitmek
- f. sonuna kadar katlanmak
- f. sonuna kadar dayanmak
|
|
| 46 |
| in a cleft stick | e.açmazdae.çıkmazda | |
|
|
| 47 |
| to hop the stick | f.ölmekf.kuyruğu titretmekf.tahtalı köye gitmek | - f. ölmek
- f. kuyruğu titretmek
- f. tahtalı köye gitmek
|
|
| 48 |
| to spin the stick | f.sopa çevirmek | |
|
|
| 49 |
| to stick a needle | f.bir iğne batırmak | |
|
|
| 50 |
| to throw the stick | f.sopayı fırlatmak | |
|
|
| 51 |
| with a blunt stick | e.ucu kalın çubukla | |
|
|
| 52 |
| if we stick together | b.birbirimizden ayrılmazsakb.birlikte olursakb.birlikta kalırsakb.bir arada olursakb.birbirimize kenetlenirsekb.birbirimize destek olursak | - b. birbirimizden ayrılmazsak
- b. birlikte olursak
- b. birlikta kalırsak
- b. bir arada olursak
- b. birbirimize kenetlenirsek
- b. birbirimize destek olursak
|
|
| 53 |
| to stick around here | f.buraya takılmakf.burada takılmakf.burada kalmak | - f. buraya takılmak
- f. burada takılmak
- f. burada kalmak
|
|
| 54 |
| to stick it straight | f.onu doğruca batırmakf.onu doğruca saplamakf.onu doğruca sokmak | - f. onu doğruca batırmak
- f. onu doğruca saplamak
- f. onu doğruca sokmak
|
|
| 55 |
| stick it up your ass | f.onu kıçına sok | |
|
|
| 56 |
| stick around for a while | f.bir süre etrafta takılf.bir süre buralarda kalf.bir süre buralarda bulunf.bir süre buralarda oyalan | - f. bir süre etrafta takıl
- f. bir süre buralarda kal
- f. bir süre buralarda bulun
- f. bir süre buralarda oyalan
|
|
| 57 |
| to stick close to me | f.bana yakın durmak | |
|
|
| 58 |
| to stick to the plan | f.plana sadık kalmakf.plana bağlı kalmak | - f. plana sadık kalmak
- f. plana bağlı kalmak
|
|
| 59 |
| to stick to the script | f.senaryoya bağlı kalmakf.metne bağlı kalmak | - f. senaryoya bağlı kalmak
- f. metne bağlı kalmak
|
|
| 60 |
| to stick your hand out | f.elini uzatmak | |
|
|
| 61 |
| the threat of the stick | i.sopa tehdidi | |
|
|
| 62 |
| to stick by you forever | f.sonsuza kadar size sadık kalmakf.sonsuza kadar size bağlı kalmak | - f. sonsuza kadar size sadık kalmak
- f. sonsuza kadar size bağlı kalmak
|
|
| 63 |
| if we all stick together | b.hepimiz kenetlenirsekb.hepimiz birleşirsek | - b. hepimiz kenetlenirsek
- b. hepimiz birleşirsek
|
|
| 64 |
| to stick out your tongue | f.dilini çıkarmak | |
|
|
| 65 |
| to stick to the schedule | f.takvime uymakf.programa uymakf.takvime sadık kalmakf.programa sadık kalmak | - f. takvime uymak
- f. programa uymak
- f. takvime sadık kalmak
- f. programa sadık kalmak
|
|
| 66 |
| to stick your tongue out | f.dilini çıkarmak | |
|
|
| 67 |
| stick her tongue out at me | f.bana dilini çıkar | |
|
|
| 68 |
| stick his tongue out at me | f.bana dilini çıkar | |
|
|
| 69 |
| stick out like a sore thumb | f.başparmak gibi göze batf.(negatif anlamda) çok belli olf.(negatif anlamda) çok dikkat çekici olf.yama gibi durf.yırtık dondan çıkmış gibi dur | - f. başparmak gibi göze bat
- f. (negatif anlamda) çok belli ol
- f. (negatif anlamda) çok dikkat çekici ol
- f. yama gibi dur
- f. yırtık dondan çıkmış gibi dur
|
|
| 70 |
| stick your tongue out at me | f.bana dilini çıkar | |
|
|
| 71 |
| to stick it up your ass | f.onu kıçına sokmak | |
|
|
| 72 |
| the dirty end of the stick | i.iki ucu boklu değneki.boktan işi.boktan durum | - i. iki ucu boklu değnek
- i. boktan iş
- i. boktan durum
|
|
| 73 |
| to stick around for a while | f.bir süre etrafta takılmakf.bir süre buralarda kalmakf.bir süre buralarda bulunmakf.bir süre buralarda oyalanmak | - f. bir süre etrafta takılmak
- f. bir süre buralarda kalmak
- f. bir süre buralarda bulunmak
- f. bir süre buralarda oyalanmak
|
|
| 74 |
| to stick her tongue out at me | f.bana dilini çıkarmak | |
|
|
| 75 |
| to stick his tongue out at me | f.bana dilini çıkarmak | |
|
|
| 76 |
| to stick out like a sore thumb | f.başparmak gibi göze batmakf.(negatif anlamda) çok belli olmakf.(negatif anlamda) çok dikkat çekici olmakf.yama gibi durmakf.yırtık dondan çıkmış gibi durmak | - f. başparmak gibi göze batmak
- f. (negatif anlamda) çok belli olmak
- f. (negatif anlamda) çok dikkat çekici olmak
- f. yama gibi durmak
- f. yırtık dondan çıkmış gibi durmak
|
|
| 77 |
| to stick your tongue out at me | f.bana dilini çıkarmak | |
|
|
| 78 |
| if you stick around for a little while | b.bir süre buralarda takılırsanbir süre daha buralarda takılırsan | - b. bir süre buralarda takılırsan
- bir süre daha buralarda takılırsan
|
|
|