| 1 |
| steady | f.sabitlef.sallanmaz hale getirf.titremesini durdurf.sabit tutf.dengelef.dengede tutf.sakinleştir | - f. sabitle
- f. sallanmaz hale getir
- f. titremesini durdur
- f. sabit tut
- f. dengele
- f. dengede tut
- f. sakinleştir
|
|
| 2 |
| steady | s.oynamayans.sallanmayanS.değişmeyens.titremeyens.sarsılmazs.değişmezs.oynamazs.sağlams.sabits.süreklis.devamlıs.istikrarlıs.düzenlii.(uzatmalı) sevgilii.(karşı cinsten) dost | - s. oynamayan
- s. sallanmayan
- S. değişmeyen
- s. titremeyen
- s. sarsılmaz
- s. değişmez
- s. oynamaz
- s. sağlam
- s. sabit
- s. sürekli
- s. devamlı
- s. istikrarlı
- s. düzenli
- i. (uzatmalı) sevgili
- i. (karşı cinsten) dost
|
|
| 3 |
| go steady | f.(hep aynı kişiyle) flört etf.(hep aynı kişiyle) çıkf.(hep aynı kişiyle) gez | - f. (hep aynı kişiyle) flört et
- f. (hep aynı kişiyle) çık
- f. (hep aynı kişiyle) gez
|
|
| 4 |
|
| 5 |
| to steady | f.sallanmaz hale getirmekf.titremesini durdurmakf.yatıştırmakf.teskin etmekf.sakinleştirmekf.istikrar bulmakf.doğru yola getirmek | - f. sallanmaz hale getirmek
- f. titremesini durdurmak
- f. yatıştırmak
- f. teskin etmek
- f. sakinleştirmek
- f. istikrar bulmak
- f. doğru yola getirmek
|
|
| 6 |
| steady job | i.devamlı işi.düzenli işi.daimi iş | - i. devamlı iş
- i. düzenli iş
- i. daimi iş
|
|
| 7 |
|
| 8 |
| steady hands | i.titremeyen eller | |
|
|
| 9 |
| steady steps | i.düzgün adımlar | |
|
|
| 10 |
| steady income | i.düzenli geliri.muntazam gelir | - i. düzenli gelir
- i. muntazam gelir
|
|
| 11 |
| steady nerves | i.(kolay sinirlenmeyen) sağlam sinirler | - i. (kolay sinirlenmeyen) sağlam sinirler
|
|
| 12 |
| steady prices | i.istikrarlı fiyatlari.değişmez fiyatlar | - i. istikrarlı fiyatlar
- i. değişmez fiyatlar
|
|
| 13 |
| steady customer | i.düzenli müşterii.sürekli müşterii.devamlı müşteri | - i. düzenli müşteri
- i. sürekli müşteri
- i. devamlı müşteri
|
|
| 14 |
| steady increase | i.muntazam artışi.devamlı artışi.düzenli artışi.istikrarlı artış | - i. muntazam artış
- i. devamlı artış
- i. düzenli artış
- i. istikrarlı artış
|
|
| 15 |
| hold it steady | f.onu sabit tutf.onu düzgün tut | - f. onu sabit tut
- f. onu düzgün tut
|
|
| 16 |
| a steady job | i.sağlam bir işi.sabit bir işi.sürekli bir işi.devamlı bir işi.düzenli bir iş | - i. sağlam bir iş
- i. sabit bir iş
- i. sürekli bir iş
- i. devamlı bir iş
- i. düzenli bir iş
|
|
| 17 |
| to go steady | f.(hep aynı kişiyle) flört etmekf.(hep aynı kişiyle) çıkmakf.(hep aynı kişiyle) gezmek | - f. (hep aynı kişiyle) flört etmek
- f. (hep aynı kişiyle) çıkmak
- f. (hep aynı kişiyle) gezmek
|
|
| 18 |
| a steady diet | i.sıkı bir diyet | |
|
|
| 19 |
| a steady life | i.düzgün bir hayati.düzenli bir hayati.muntazam bir hayati.istikrarlı bir hayat | - i. düzgün bir hayat
- i. düzenli bir hayat
- i. muntazam bir hayat
- i. istikrarlı bir hayat
|
|
| 20 |
| to hold steady | f.sabit tutmak | |
|
|
| 21 |
| a steady rhythm | i.düzenli bir ritim | |
|
|
| 22 |
| a steady decrease | i.muntazam bir azalışi.devamlı bir azalışi.düzenli bir azalışi.istikrarlı bir azalışi.düzenli bir düşüşi.istikrarlı bir düşüşi.istikrarlı bir azalma | - i. muntazam bir azalış
- i. devamlı bir azalış
- i. düzenli bir azalış
- i. istikrarlı bir azalış
- i. düzenli bir düşüş
- i. istikrarlı bir düşüş
- i. istikrarlı bir azalma
|
|
| 23 |
| a steady increase | i.muntazam bir artışi.devamlı bir artışi.düzenli bir artışi.istikrarlı bir artış | - i. muntazam bir artış
- i. devamlı bir artış
- i. düzenli bir artış
- i. istikrarlı bir artış
|
|
| 24 |
| a steady boyfriend | i.kalıcı bir erkek arkadaşıi.kalıcı bir sevgili | - i. kalıcı bir erkek arkadaşı
- i. kalıcı bir sevgili
|
|
| 25 |
| a steady girlfriend | i.kalıcı bir kız arkadaşıi.kalıcı bir sevgili | - i. kalıcı bir kız arkadaşı
- i. kalıcı bir sevgili
|
|
| 26 |
| a steady relationship | i.düzenli bir ilişkii.kalıcı bir ilişkii.sürekliliği olan bir ilişki | - i. düzenli bir ilişki
- i. kalıcı bir ilişki
- i. sürekliliği olan bir ilişki
|
|
| 27 |
| steady economic growth | i.istikrarlı ekonomik büyümei.istikrarlı ekonomik gelişme | - i. istikrarlı ekonomik büyüme
- i. istikrarlı ekonomik gelişme
|
|
| 28 |
| has a steady job | g.sağlam bir işi varg.sabit bir işi vare.Düzenli bir işi varg.sürekli bir işi var | - g. sağlam bir işi var
- g. sabit bir işi var
- e. Düzenli bir işi var
- g. sürekli bir işi var
|
|
| 29 |
| have a steady job | f.sağlam bir işi olf.sabit bir işi olf.düzenli bir işi olf.sürekli bir işi ol | - f. sağlam bir işi ol
- f. sabit bir işi ol
- f. düzenli bir işi ol
- f. sürekli bir işi ol
|
|
| 30 |
| have a steady job | g.sağlam bir işi varg.sabit bir işi vare.Düzenli bir işi varg.sürekli bir işi var | - g. sağlam bir işi var
- g. sabit bir işi var
- e. Düzenli bir işi var
- g. sürekli bir işi var
|
|
| 31 |
| lead a steady life | f.düzgün bir hayat sürf.düzenli bir hayat sürf.istikrarlı bir hayat sür | - f. düzgün bir hayat sür
- f. düzenli bir hayat sür
- f. istikrarlı bir hayat sür
|
|
| 32 |
| live a steady life | f.düzgün bir hayat yaşaf.muntazam bir hayat yaşaf.istikrarlı bir hayat yaşa | - f. düzgün bir hayat yaşa
- f. muntazam bir hayat yaşa
- f. istikrarlı bir hayat yaşa
|
|
| 33 |
| at a steady speed | e.sabit bir hızda | |
|
|
| 34 |
| to hold it steady | f.onu sabit tutmakf.onu düzgün tutmak | - f. onu sabit tutmak
- f. onu düzgün tutmak
|
|
| 35 |
| in a steady relationship | e.düzenli bir ilişkide | |
|
|
| 36 |
| as steady as a rock | e.kaya gibi sağlam | |
|
|
| 37 |
| to have a steady job | f.sağlam bir işi olmakf.sabit bir işi olmakf.düzenli bir işi olmakf.sürekli bir işi olmak | - f. sağlam bir işi olmak
- f. sabit bir işi olmak
- f. düzenli bir işi olmak
- f. sürekli bir işi olmak
|
|
| 38 |
| to lead a steady life | f.düzgün bir hayat sürmekf.düzenli bir hayat sürmekf.istikrarlı bir hayat sürmek | - f. düzgün bir hayat sürmek
- f. düzenli bir hayat sürmek
- f. istikrarlı bir hayat sürmek
|
|
| 39 |
| to live a steady life | f.düzgün bir hayat yaşamakf.muntazam bir hayat yaşamakf.istikrarlı bir hayat yaşamak | - f. düzgün bir hayat yaşamak
- f. muntazam bir hayat yaşamak
- f. istikrarlı bir hayat yaşamak
|
|
| 40 |
| get tired of going steady with | f.ile flört etmekten bıkf.ile flört etmekten usan | - f. ile flört etmekten bık
- f. ile flört etmekten usan
|
|
| 41 |
| to get tired of going steady with | f.ile flört etmekten bıkmakf.ile flört etmekten usanmak | - f. ile flört etmekten bıkmak
- f. ile flört etmekten usanmak
|
|
|