| 1 |
| spend | f.harcaf.(zaman) geçirf.çaba sarf etf.efor kaybetf.sarf etf.tüketf.sperm dökf.sperm boşalt | - f. harca
- f. (zaman) geçir
- f. çaba sarf et
- f. efor kaybet
- f. sarf et
- f. tüket
- f. sperm dök
- f. sperm boşalt
|
|
| 2 |
| spend | i.harcamai.masrafi.gider | - i. harcama
- i. masraf
- i. gider
|
|
| 3 |
| spend time | f.vakit harcaf.vakit geçirf.zaman harcaf.zaman geçir | - f. vakit harca
- f. vakit geçir
- f. zaman harca
- f. zaman geçir
|
|
| 4 |
|
| 5 |
| to spend | f.harcamakf.(zaman) geçirmekf.çaba sarf etmekf.efor kaybetmekf.sarf etmekf.tüketmekf.sperm dökmekf.sperm boşaltmak | - f. harcamak
- f. (zaman) geçirmek
- f. çaba sarf etmek
- f. efor kaybetmek
- f. sarf etmek
- f. tüketmek
- f. sperm dökmek
- f. sperm boşaltmak
|
|
| 6 |
| advertising spend | i.reklam harcaması | |
|
|
| 7 |
| spend money on | f.(bir şeye) para harca | |
|
|
| 8 |
| spend some time | f.biraz vakit geçir | |
|
|
| 9 |
| spend the night | f.geceyi geçirf.gecelef.konakla | - f. geceyi geçir
- f. gecele
- f. konakla
|
|
| 10 |
| spend a lifetime | f.bir ömür geçirf.bir ömür harcaf.bir ömür tüket | - f. bir ömür geçir
- f. bir ömür harca
- f. bir ömür tüket
|
|
| 11 |
| spend a vacation | f.bir tatil geçir | |
|
|
| 12 |
| spend less money | f.daha az para harca | |
|
|
| 13 |
| spend the winter | f.kışı geçir | |
|
|
| 14 |
| spend time together | f.birlikte vakit geçir | |
|
|
| 15 |
| to spend time | f.vakit harcamakf.vakit geçirmekf.zaman harcamakf.zaman geçirmek | - f. vakit harcamak
- f. vakit geçirmek
- f. zaman harcamak
- f. zaman geçirmek
|
|
| 16 |
| to spend money | f.para harcamak | |
|
|
| 17 |
| spend all of it | f.hepsini harca | |
|
|
| 18 |
| spend half my life | f.hayatımın yarısını harcaf.hayatımın yarısını geçir | - f. hayatımın yarısını harca
- f. hayatımın yarısını geçir
|
|
| 19 |
| spend all the money | f.tüm parayı harcaf.bütün parayı harcaf.paranın hepsini harca | - f. tüm parayı harca
- f. bütün parayı harca
- f. paranın hepsini harca
|
|
| 20 |
| spend time with her | f.onunla zaman geçir | |
|
|
| 21 |
| spend time with him | f.onunla zaman geçir | |
|
|
| 22 |
| spend too much time | f.çok vakit harcaf.çok vakit geçirf.çok zaman harcaf.fazla zaman harcaf.fazla vakit geçir | - f. çok vakit harca
- f. çok vakit geçir
- f. çok zaman harca
- f. fazla zaman harca
- f. fazla vakit geçir
|
|
| 23 |
| spend more time with | f.ile daha fazla zaman geçirf.ile daha çok zaman geçirf.ile daha fazla vakit geçirf.ile daha çok vakit geçir | - f. ile daha fazla zaman geçir
- f. ile daha çok zaman geçir
- f. ile daha fazla vakit geçir
- f. ile daha çok vakit geçir
|
|
| 24 |
| spend the night here | f.geceyi burada geçir | |
|
|
| 25 |
| spend the night with | f.ile geceyi birlikte geçirf.geceyi .... ile geçir | - f. ile geceyi birlikte geçir
- f. geceyi . . . . ile geçir
|
|
| 26 |
| spend the day together | f.günü birlikte geçirf.günü beraber geçir | - f. günü birlikte geçir
- f. günü beraber geçir
|
|
| 27 |
| spend the night outside | f.geceyi dışarıda geçir | |
|
|
| 28 |
| spend more time together | f.birlikte daha çok vakit geçir | - f. birlikte daha çok vakit geçir
|
|
| 29 |
| spend some time together | f.biraz birlikte vakit geçirf.biraz birlikte zaman geçir | - f. biraz birlikte vakit geçir
- f. biraz birlikte zaman geçir
|
|
| 30 |
| spend the night together | f.geceyi birlikte geçirf.geceyi beraber geçir | - f. geceyi birlikte geçir
- f. geceyi beraber geçir
|
|
| 31 |
| spend the evening together | f.akşamı birlikte geçirf.akşamı beraber geçir | - f. akşamı birlikte geçir
- f. akşamı beraber geçir
|
|
| 32 |
| to spend money on | f.(bir şeye) para harcamak | - f. (bir şeye) para harcamak
|
|
| 33 |
| to spend some time | f.biraz vakit geçirmek | |
|
|
| 34 |
| to spend the night | f.geceyi geçirmekf.gecelemekf.konaklamak | - f. geceyi geçirmek
- f. gecelemek
- f. konaklamak
|
|
| 35 |
| to spend a lifetime | f.bir ömür geçirmekf.bir ömür harcamakf.bir ömür tüketmek | - f. bir ömür geçirmek
- f. bir ömür harcamak
- f. bir ömür tüketmek
|
|
| 36 |
| to spend a vacation | f.bir tatil geçirmek | |
|
|
| 37 |
| to spend less money | f.daha az para harcamak | |
|
|
| 38 |
| to spend the winter | f.kışı geçirmek | |
|
|
| 39 |
| to spend time together | f.birlikte vakit geçirmek | - f. birlikte vakit geçirmek
|
|
| 40 |
| spend a lot of money | f.çok para harcaf.para dök | - f. çok para harca
- f. para dök
|
|
| 41 |
| spend most of my time | f.zamanımın çoğunu harcaf.zamanımın çoğunu geçir | - f. zamanımın çoğunu harca
- f. zamanımın çoğunu geçir
|
|
| 42 |
| spend the whole money | f.tüm parayı harcaf.bütün parayı harcaf.paranın hepsini harca | - f. tüm parayı harca
- f. bütün parayı harca
- f. paranın hepsini harca
|
|
| 43 |
| spend most of her time | f.zamanının çoğunu harcaf.zamanının çoğunu geçir | - f. zamanının çoğunu harca
- f. zamanının çoğunu geçir
|
|
| 44 |
| spend most of his time | f.zamanının çoğunu harcaf.zamanının çoğunu geçir | - f. zamanının çoğunu harca
- f. zamanının çoğunu geçir
|
|
| 45 |
| spend most of our time | f.zamanımızın çoğunu harcaf.zamanımızın çoğunu geçir | - f. zamanımızın çoğunu harca
- f. zamanımızın çoğunu geçir
|
|
| 46 |
| spend most of your time | f.zamanınızın çoğunu harcaf.zamanınızın çoğunu geçir | - f. zamanınızın çoğunu harca
- f. zamanınızın çoğunu geçir
|
|
| 47 |
| spend some time in jail | f.bir süre hapis yat | |
|
|
| 48 |
| spend most of their time | f.zamanlarının çoğunu harcaf.zamanlarının çoğunu geçir | - f. zamanlarının çoğunu harca
- f. zamanlarının çoğunu geçir
|
|
| 49 |
| spend some time with you | f.seninle biraz vakit geçir | - f. seninle biraz vakit geçir
|
|
| 50 |
| spend some time in nature | f.doğada biraz vakit geçir | - f. doğada biraz vakit geçir
|
|
| 51 |
| to spend all of it | f.hepsini harcamak | |
|
|
| 52 |
| to spend half my life | f.hayatımın yarısını harcamakf.hayatımın yarısını geçirmek | - f. hayatımın yarısını harcamak
- f. hayatımın yarısını geçirmek
|
|
| 53 |
| to spend all the money | f.tüm parayı harcamakf.bütün parayı harcamakf.paranın hepsini harcamak | - f. tüm parayı harcamak
- f. bütün parayı harcamak
- f. paranın hepsini harcamak
|
|
| 54 |
| to spend time with her | f.onunla zaman geçirmek | |
|
|
| 55 |
| to spend time with him | f.onunla zaman geçirmek | |
|
|
| 56 |
| to spend too much time | f.çok vakit harcamakf.çok vakit geçirmekf.çok zaman harcamakf.fazla zaman harcamakf.fazla vakit geçirmek | - f. çok vakit harcamak
- f. çok vakit geçirmek
- f. çok zaman harcamak
- f. fazla zaman harcamak
- f. fazla vakit geçirmek
|
|
| 57 |
| to spend more time with | f.ile daha fazla zaman geçirf.ile daha çok zaman geçirf.ile daha fazla vakit geçirf.ile daha çok vakit geçir | - f. ile daha fazla zaman geçir
- f. ile daha çok zaman geçir
- f. ile daha fazla vakit geçir
- f. ile daha çok vakit geçir
|
|
| 58 |
| to spend the night here | f.geceyi burada geçirmek | - f. geceyi burada geçirmek
|
|
| 59 |
| to spend the night with | f.ile geceyi birlikte geçirmekf.geceyi .... ile geçirmek | - f. ile geceyi birlikte geçirmek
- f. geceyi . . . . ile geçirmek
|
|
| 60 |
| to spend the whole money | f.tüm parayı harcamakf.bütün parayı harcamakf.paranın hepsini harcamak | - f. tüm parayı harcamak
- f. bütün parayı harcamak
- f. paranın hepsini harcamak
|
|
| 61 |
| to spend the day together | f.günü birlikte geçirmekf.günü beraber geçirmek | - f. günü birlikte geçirmek
- f. günü beraber geçirmek
|
|
| 62 |
| to spend the night outside | f.geceyi dışarıda geçirmek | - f. geceyi dışarıda geçirmek
|
|
| 63 |
| to spend more time together | f.birlikte daha çok vakit geçirmek | - f. birlikte daha çok vakit geçirmek
|
|
| 64 |
| to spend some time together | f.biraz birlikte vakit geçirmekf.biraz birlikte zaman geçirmek | - f. biraz birlikte vakit geçirmek
- f. biraz birlikte zaman geçirmek
|
|
| 65 |
| to spend the night together | f.geceyi birlikte geçirmekf.geceyi beraber geçirmek | - f. geceyi birlikte geçirmek
- f. geceyi beraber geçirmek
|
|
| 66 |
| to spend the evening together | f.akşamı birlikte geçirmekf.akşamı beraber geçirmek | - f. akşamı birlikte geçirmek
- f. akşamı beraber geçirmek
|
|
| 67 |
| spend a good deal of time | f.epey zaman geçir | |
|
|
| 68 |
| spend the rest of my life | f.hayatımın geri kalan kısmını harca | - f. hayatımın geri kalan kısmını harca
|
|
| 69 |
| spend most of my time with | f.zamanın çoğunu ...... ile geçirf.vaktinin çoğunu ...... ile geçir | - f. zamanın çoğunu . . . . . . ile geçir
- f. vaktinin çoğunu . . . . . . ile geçir
|
|
| 70 |
| spend an unusual amount of cash | f.anormal şekilde para harcaf.görülmedik şekilde para harcaf.alışılmadık şekilde para harca | - f. anormal şekilde para harca
- f. görülmedik şekilde para harca
- f. alışılmadık şekilde para harca
|
|
| 71 |
| spend that much time with someone | f.biriyle o kadar zaman geçirf.biriyle bu kadar zaman geçirf.biriyle bu kadar vakit geçir | - f. biriyle o kadar zaman geçir
- f. biriyle bu kadar zaman geçir
- f. biriyle bu kadar vakit geçir
|
|
| 72 |
| to spend a lot of money | f.çok para harcamakf.para dökmek | - f. çok para harcamak
- f. para dökmek
|
|
| 73 |
| to spend most of my time | f.zamanımın çoğunu harcamakf.zamanımın çoğunu geçirmek | - f. zamanımın çoğunu harcamak
- f. zamanımın çoğunu geçirmek
|
|
| 74 |
| to spend most of her time | f.zamanının çoğunu harcamakf.zamanının çoğunu geçirmek | - f. zamanının çoğunu harcamak
- f. zamanının çoğunu geçirmek
|
|
| 75 |
| to spend most of his time | f.zamanının çoğunu harcamakf.zamanının çoğunu geçirmek | - f. zamanının çoğunu harcamak
- f. zamanının çoğunu geçirmek
|
|
| 76 |
| to spend most of our time | f.zamanımızın çoğunu harcamakf.zamanımızın çoğunu geçirmek | - f. zamanımızın çoğunu harcamak
- f. zamanımızın çoğunu geçirmek
|
|
| 77 |
| to spend most of your time | f.zamanınızın çoğunu harcamakf.zamanınızın çoğunu geçirmek | - f. zamanınızın çoğunu harcamak
- f. zamanınızın çoğunu geçirmek
|
|
| 78 |
| to spend some time in jail | f.bir süre hapis yatmak | |
|
|
| 79 |
| I can spend whatever I want | b.ne istersem harcayabilirim | - b. ne istersem harcayabilirim
|
|
| 80 |
| to spend most of their time | f.zamanlarının çoğunu harcamakf.zamanlarının çoğunu geçirmek | - f. zamanlarının çoğunu harcamak
- f. zamanlarının çoğunu geçirmek
|
|
| 81 |
| to spend some time with you | f.seninle biraz vakit geçirmek | - f. seninle biraz vakit geçirmek
|
|
| 82 |
| to spend some time in nature | f.doğada biraz vakit geçirmek | - f. doğada biraz vakit geçirmek
|
|
| 83 |
| you spend too much time with | b.ile çok zaman geçiriyorsunb.ile çok zaman harcıyorsun | - b. ile çok zaman geçiriyorsun
- b. ile çok zaman harcıyorsun
|
|
| 84 |
| if we spend more time together | b.birlikte daha çok zaman geçirirsekb.birlikte daha fazla zaman geçirirsekb.birlikte daha çok vakit geçirirsekb.birlikte daha fazla vakit geçirirsek | - b. birlikte daha çok zaman geçirirsek
- b. birlikte daha fazla zaman geçirirsek
- b. birlikte daha çok vakit geçirirsek
- b. birlikte daha fazla vakit geçirirsek
|
|
| 85 |
| spend the first half of my life | f.hayatımın ilk yarısını harcaf.hayatımın ilk yarısını geçir | - f. hayatımın ilk yarısını harca
- f. hayatımın ilk yarısını geçir
|
|
| 86 |
| to spend a good deal of time | f.epey zaman geçirmek | |
|
|
| 87 |
| to spend the rest of my life | f.hayatımın geri kalan kısmını harcamak | - f. hayatımın geri kalan kısmını harcamak
|
|
| 88 |
| to spend most of my time with | f.zamanın çoğunu ...... ile geçirmekf.vaktinin çoğunu ...... ile geçirmek | - f. zamanın çoğunu . . . . . . ile geçirmek
- f. vaktinin çoğunu . . . . . . ile geçirmek
|
|
| 89 |
| I'll spend the rest of my life | b.hayatımın hayatımın geri kalanını geçireceğimb.ömrümün geri kalanını geçireceğim | - b. hayatımın hayatımın geri kalanını geçireceğim
- b. ömrümün geri kalanını geçireceğim
|
|
| 90 |
| to spend an unusual amount of cash | f.anormal şekilde para harcamakf.görülmedik şekilde para harcamakf.alışılmadık şekilde para harcamak | - f. anormal şekilde para harcamak
- f. görülmedik şekilde para harcamak
- f. alışılmadık şekilde para harcamak
|
|
| 91 |
| to spend that much time with someone | f.biriyle o kadar zaman geçirmekf.biriyle bu kadar zaman geçirmekf.biriyle bu kadar vakit geçirmek | - f. biriyle o kadar zaman geçirmek
- f. biriyle bu kadar zaman geçirmek
- f. biriyle bu kadar vakit geçirmek
|
|
| 92 |
| if we're gonna spend more time together | b.birlikte daha çok zaman geçireceksekb.birlikte daha fazla zaman geçireceksekb.birlikte daha çok vakit geçireceksekb.birlikte daha fazla vakit geçireceksek | - b. birlikte daha çok zaman geçireceksek
- b. birlikte daha fazla zaman geçireceksek
- b. birlikte daha çok vakit geçireceksek
- b. birlikte daha fazla vakit geçireceksek
|
|
| 93 |
| spend the rest of your life with me | f.hayatının geri kalan kısmını benimle geçir | - f. hayatının geri kalan kısmını benimle geçir
|
|
| 94 |
| to spend the first half of my life | f.hayatımın ilk yarısını harcamakf.hayatımın ilk yarısını geçirmek | - f. hayatımın ilk yarısını harcamak
- f. hayatımın ilk yarısını geçirmek
|
|
| 95 |
| if you're going to spend your vacation abroad | b.tatilini yurtdışında geçireceksenb.tatilinizi yurtdışında geçirecekseniz | - b. tatilini yurtdışında geçireceksen
- b. tatilinizi yurtdışında geçirecekseniz
|
|
| 96 |
| to spend the rest of your life with me | f.hayatının geri kalan kısmını benimle geçirmek | - f. hayatının geri kalan kısmını benimle geçirmek
|
|
| 97 |
| if that's how you want to spend your turn | b.sıranı böyle geçirmek istiyorsan | - b. sıranı böyle geçirmek istiyorsan
|
|
| 98 |
| I don't want to spend the rest of my life | b.hayatımın geri kalanını geçirmek istememb.hayatımın geri kalanını geçirmek istemiyorum | - b. hayatımın geri kalanını geçirmek istemem
- b. hayatımın geri kalanını geçirmek istemiyorum
|
|
| 99 |
| if I'm gonna have to spend the rest of my life alone | b.hayatımın geri kalanını yalnız geçirmek zorunda kalacaksamb.hayatımın geri kalanını tek başıma geçirmek zorunda kalacaksamb.ömrümün geri kalanını yalnız geçirmek zorunda kalacaksamb.ömrümün geri kalanını tek başıma geçirmek zorunda kalacaksam | - b. hayatımın geri kalanını yalnız geçirmek zorunda kalacaksam
- b. hayatımın geri kalanını tek başıma geçirmek zorunda kalacaksam
- b. ömrümün geri kalanını yalnız geçirmek zorunda kalacaksam
- b. ömrümün geri kalanını tek başıma geçirmek zorunda kalacaksam
|
|
|