| 1 |
| rule | f.hükmetf.yönetf.idare etf.hükümet etf.hükümdarlık etf.hüküm sürf.hüküm verf.hükme bağlaf.hakim olf.egemen olf.cetvelle çiz | - f. hükmet
- f. yönet
- f. idare et
- f. hükümet et
- f. hükümdarlık et
- f. hüküm sür
- f. hüküm ver
- f. hükme bağla
- f. hakim ol
- f. egemen ol
- f. cetvelle çiz
|
|
| 2 |
| rule | i.kurali.kaidei.talimati.prensipi.idarei.hükümeti.saltanati.hükümi.cetvel | - i. kural
- i. kaide
- i. talimat
- i. prensip
- i. idare
- i. hükümet
- i. saltanat
- i. hüküm
- i. cetvel
|
|
| 3 |
| rule on | f.(mahkemede hakim, yargıç)karar ver | - f. (mahkemede hakim, yargıç)karar ver
|
|
| 4 |
| rule out | f.mümkün olmadığına karar verf.olmayacağına karar verf.olmadığını söylef.olmayacağını söylef.silf.çıkarf.hariç bırakf.bertaraf etf.önlef.engelle | - f. mümkün olmadığına karar ver
- f. olmayacağına karar ver
- f. olmadığını söyle
- f. olmayacağını söyle
- f. sil
- f. çıkar
- f. hariç bırak
- f. bertaraf et
- f. önle
- f. engelle
|
|
| 5 |
| to rule | f.hükmetmekf.yönetmekf.idare etmekf.hükümet etmekf.hükümdarlık etmekf.hüküm sürmekf.hüküm vermekf.hükme bağlamakf.hakim olmakf.egemen olmakf.cetvelle çizmek | - f. hükmetmek
- f. yönetmek
- f. idare etmek
- f. hükümet etmek
- f. hükümdarlık etmek
- f. hüküm sürmek
- f. hüküm vermek
- f. hükme bağlamak
- f. hakim olmak
- f. egemen olmak
- f. cetvelle çizmek
|
|
| 6 |
| mob rule | i.mafya hakimiyetii.çete hakimiyeti | - i. mafya hakimiyeti
- i. çete hakimiyeti
|
|
| 7 |
|
| 8 |
|
| 9 |
| basic rule | i.tamel kurali.temel kaide | - i. tamel kural
- i. temel kaide
|
|
| 10 |
|
| 11 |
| slide rule | i.sürgülü hesap cetveli | |
|
|
| 12 |
|
| 13 |
|
| 14 |
|
| 15 |
|
| 16 |
| second rule | i.ikinci kural | |
|
|
| 17 |
| primary rule | i.birinci kurali.birincil kurali.ana kurali.temel kurali.en önemli kural | - i. birinci kural
- i. birincil kural
- i. ana kural
- i. temel kural
- i. en önemli kural
|
|
| 18 |
| traffic rule | i.trafik kuralı | |
|
|
| 19 |
| ironclad rule | i.değiştirilemez kurali.bozulamaz kural | - i. değiştirilemez kural
- i. bozulamaz kural
|
|
| 20 |
| rule breaking | i.kural çiğneme | |
|
|
| 21 |
| break a rule | f.bir kural çiğnef.bir kural ihlal et | - f. bir kural çiğne
- f. bir kural ihlal et
|
|
| 22 |
| work to rule | f.çalışma kurallarına aşırı bağlılıkla çalış | - f. çalışma kurallarına aşırı bağlılıkla çalış
|
|
| 23 |
| break the rule | f.kuralı çiğnef.kuralı ihlal etf.kurala karşı gelf.kuralı boz | - f. kuralı çiğne
- f. kuralı ihlal et
- f. kurala karşı gel
- f. kuralı boz
|
|
| 24 |
| rule the roost | f.kontrolü elinde tutf.sözünü geçirf.borusu ötf.dediği dedik ol | - f. kontrolü elinde tut
- f. sözünü geçir
- f. borusu öt
- f. dediği dedik ol
|
|
| 25 |
| rule the world | f.dünyaya hükmetf.dünyayı yönetf.dünyaya hakim olf.dünyaya egemen ol | - f. dünyaya hükmet
- f. dünyayı yönet
- f. dünyaya hakim ol
- f. dünyaya egemen ol
|
|
| 26 |
| as a rule | e.kural olarake.geneldee.genelliklee.çoğunlukla | - e. kural olarak
- e. genelde
- e. genellikle
- e. çoğunlukla
|
|
| 27 |
| to rule on | f.(mahkemede hakim, yargıç) karar vermek | - f. (mahkemede hakim, yargıç) karar vermek
|
|
| 28 |
| rule of law | i.hukuk kuralıi.hukukun egemenliğii.hukukun üstünlüğüi.hukuk devleti | - i. hukuk kuralı
- i. hukukun egemenliği
- i. hukukun üstünlüğü
- i. hukuk devleti
|
|
| 29 |
| to rule out | f.mümkün olmadığına karar vermekf.olmayacağına karar vermekf.olmadığını söylemekf.olmayacağını söylemekf.silmekf.çıkarmakf.hariç bırakmakf.bertaraf etmekf.önlemekf.engellemek | - f. mümkün olmadığına karar vermek
- f. olmayacağına karar vermek
- f. olmadığını söylemek
- f. olmayacağını söylemek
- f. silmek
- f. çıkarmak
- f. hariç bırakmak
- f. bertaraf etmek
- f. önlemek
- f. engellemek
|
|
| 30 |
| a strict rule | i.kesin bir kural | |
|
|
| 31 |
| rule of thumb | i.yaklaşık hesapi.göz kararıi.el kararıi.pratik yöntem | - i. yaklaşık hesap
- i. göz kararı
- i. el kararı
- i. pratik yöntem
|
|
| 32 |
| a general rule | i.genel bir kurali.genel bir kaide | - i. genel bir kural
- i. genel bir kaide
|
|
| 33 |
| manner of rule | i.yönetişi.yönetiş şeklii.yönetiş tarzıi.idare biçimii.idare şekli | - i. yönetiş
- i. yönetiş şekli
- i. yönetiş tarzı
- i. idare biçimi
- i. idare şekli
|
|
| 34 |
| my wife's rule | i.eşimin kuralıi.karımın kuralı | - i. eşimin kuralı
- i. karımın kuralı
|
|
| 35 |
| rule of nature | i.doğa kuralıi.tabiat kuralı | - i. doğa kuralı
- i. tabiat kuralı
|
|
| 36 |
| number one rule | i.bir numaralı kurali.birinci kural | - i. bir numaralı kural
- i. birinci kural
|
|
| 37 |
| rule number one | i.bir numaralı kurali.birinci kural | - i. bir numaralı kural
- i. birinci kural
|
|
| 38 |
| my husband's rule | i.eşimin kuralıi.kocamın kuralı | - i. eşimin kuralı
- i. kocamın kuralı
|
|
| 39 |
| rule of engagement | i.muharebe kuralıi.çarpışma kuralı | - i. muharebe kuralı
- i. çarpışma kuralı
|
|
| 40 |
| make it a rule | f.bunu prensip edin | |
|
|
| 41 |
| the rule of law | i.hukuk kuralıi.hukukun egemenliğii.hukukun üstünlüğü | - i. hukuk kuralı
- i. hukukun egemenliği
- i. hukukun üstünlüğü
|
|
| 42 |
| to break a rule | f.bir kural çiğnemekf.bir kural ihlal etmek | - f. bir kural çiğnemek
- f. bir kural ihlal etmek
|
|
| 43 |
| to work to rule | f.çalışma kurallarına aşırı bağlılıkla çalışmak | - f. çalışma kurallarına aşırı bağlılıkla çalışmak
|
|
| 44 |
| a rule of nature | i.doğanın bir kuralıi.tabiatın bir kuralı | - i. doğanın bir kuralı
- i. tabiatın bir kuralı
|
|
| 45 |
| by rule of thumb | e.pratik olarake.göz kararıylae.el kararıyla | - e. pratik olarak
- e. göz kararıyla
- e. el kararıyla
|
|
| 46 |
| rule of the game | i.oyunun kuralı | |
|
|
| 47 |
| rule of the road | i.trafiğin akış düzeni | |
|
|
| 48 |
| as a general rule | z.genel bir kural olarakz.genel bir kaide olarakz.genelliklez.genelde | - z. genel bir kural olarak
- z. genel bir kaide olarak
- z. genellikle
- z. genelde
|
|
| 49 |
| to break the rule | f.kuralı çiğnemekf.kuralı ihlal etmekf.kurala karşı gelmekf.kuralı bozmak | - f. kuralı çiğnemek
- f. kuralı ihlal etmek
- f. kurala karşı gelmek
- f. kuralı bozmak
|
|
| 50 |
| to rule the roost | f.kontrolü elinde tutmakf.sözünü geçirmekf.borusu ötmekf.dediği dedik olmak | - f. kontrolü elinde tutmak
- f. sözünü geçirmek
- f. borusu ötmek
- f. dediği dedik olmak
|
|
| 51 |
| to rule the world | f.dünyaya hükmetmekf.dünyayı yönetmekf.dünyaya hakim olmakf.dünyaya egemen olmak | - f. dünyaya hükmetmek
- f. dünyayı yönetmek
- f. dünyaya hakim olmak
- f. dünyaya egemen olmak
|
|
| 52 |
| to make it a rule | f.bunu prensip edinmek | |
|
|
| 53 |
| as a rule of thumb | b.yaklaşık bir hesaplab.göz kararıylab.pratik olarak | - b. yaklaşık bir hesapla
- b. göz kararıyla
- b. pratik olarak
|
|
| 54 |
| a violation of the rule | i.bir kural ihlali | |
|
|
| 55 |
| an exception to the rule | i.kuralın bir istisnası | |
|
|
| 56 |
| the first rule about being | e.olmanın ilk kuralı | |
|
|
| 57 |
| the most important rule of nature | i.en önemli tabiat kuralıi.en önemli doğa kuralı | - i. en önemli tabiat kuralı
- i. en önemli doğa kuralı
|
|
| 58 |
| the exception that proves the rule | b.kuralı kanıtlayan bir istisnab.kuralı bozmayan bir istisnab.kaideyi bozmayan bir istisna | - b. kuralı kanıtlayan bir istisna
- b. kuralı bozmayan bir istisna
- b. kaideyi bozmayan bir istisna
|
|
| 59 |
| the first rule about being a dad | i.baba olmanın ilk kuralı | - i. baba olmanın ilk kuralı
|
|
| 60 |
| the first rule about being a mom | i.anne olmanın ilk kuralı | - i. anne olmanın ilk kuralı
|
|
| 61 |
| the first rule about being a father | i.baba olmanın ilk kuralı | - i. baba olmanın ilk kuralı
|
|
| 62 |
| the first rule about being a mother | i.anne olmanın ilk kuralı | - i. anne olmanın ilk kuralı
|
|
|