• Üye Ol | Üye Girişi | English
  • Örnek cümlemiz aşağıdaki gibi olsun;

    İngilizcesi
    About what time will you be here?

    Türkçesi
    - Saat kaç gibi burada olacaksın?
    - Saat kaç gibi burada olursun?
    - Saat kaç gibi geleceksin?
    - Saat kaç gibi gelirsin?

    1. Yukarıdaki cümleleri tam yazarak.

    2. Cümle içinde geçen kelimeleri bitişik şekilde yazarak.

    Aşağıdaki kelimeleri yazarak yukarıdaki örnek cümleye kolaylıkla ulaşırsınız.
      "saat kaç gibi burada"
      "saat kaç gibi"
      "kaç gibi burada olursun"
      "gibi burada olacaksın"
      "gibi burada olursun"
      "kaç gibi geleceksin"
      "kaç gibi gelirsin"
      "burada olacaksın"
      "burada olursun"


    Engturk'te 700.000 'den fazla cümle olduğu için tek kelime ile arama yaptığınızda çok fazla sonuç çıkabilir. O nedenle, günlük hayatta kullandığımız cümleleri an az iki ya da üç kelime ile aramanız halinde istediğiniz sonuca daha kolay ulaşırsınız.

  • en-tr
    Aradığınız cümleyi nasıl bulacaksınız?

    Aradığınız Kelime: ground

    Kısaltmaların Anlamları?
  • i. isim - Şahıs, cisim, yer adı olarak kullanılan kelimeler ya da kelimeler grubu.

    b. bağlaç - if, since, because, after gibi sözcüklerle başlayan ya da içinde eylem geçen kısa cümlecikler.

    d. deyim - Sözlük anlamından farklı bir anlam veren ve genelde sonunda ünlem işareti olan sözcükler.

    e. edat - Edat ile başlayan, edat ile biten ya da başında bağlaç kullanılmamış kısa deyimler.

    f. fiil - Eylem ifade eden kelimeler.

    s. sıfat - İsimleri nitelik ve nicelik bakımından tanımlayan sözcükler.

    yf. yardımcı fiil - is, am, are, do, have, will, can, could, would, should, must gibi fiil ile birlikte kullanılan sözcükler. Yardımcı fiil eylemin zamanını göstermekle birlikte cümleleri olumsuz ya da soru haline dönüştürmek için de kullanılırlar.

    z. zarf - Yer, zaman ve nitelik belirten sözcükler.

    zm. zamir - I, you, he, she, it, we, they, me, him, her, us, them gibi kişi ya da varlıkların yerine kullanılan sözcükler.

  • Bulunan sonuç "181" cümle anlamları için tıklayınız

    English Türkçe
    1
    ground
  • f.karaya otur
  • f.karaya oturt
  • f.(uçak) yerde kalmaya zorla
  • f.ceza ver
  • f.(bir sebebe vb.) dayan
  • f.(cihaz) toprakla
    • f.    karaya otur
    • f.    karaya oturt
    • f.    (uçak) yerde kalmaya zorla
    • f.    ceza ver
    • f.    (bir sebebe vb.    ) dayan
    • f.    (cihaz) toprakla
    2
    ground
  • i.yer
  • i.toprak
  • i.zemin
  • i.kara
  • i.temel
  • i.gerekçe
    • i.    yer
    • i.    toprak
    • i.    zemin
    • i.    kara
    • i.    temel
    • i.    gerekçe
    3
    gain ground
  • f.ilerle
  • f.gelişme kaydet
  • f.yakala
  • f.yaklaş
  • f.yetiş
    • f.    ilerle
    • f.    gelişme kaydet
    • f.    yakala
    • f.    yaklaş
    • f.    yetiş
    4
    give ground
  • f.destekle
  • f.yol ver
  • f.çekil
  • f.geri çekil
    • f.    destekle
    • f.    yol ver
    • f.    çekil
    • f.    geri çekil
    5
    lose ground
  • f.toprak kaybet
  • f.kötüleş
  • f.yenil
    • f.    toprak kaybet
    • f.    kötüleş
    • f.    yenil
    6
    break ground
  • f.törenle temel at
  • f.çığır aç
    • f.    törenle temel at
    • f.    çığır aç
    7
    cover ground
  • f.yol kat et
  • f.hızla git
  • f.bilgi ver
  • f.rapor et
    • f.    yol kat et
    • f.    hızla git
    • f.    bilgi ver
    • f.    rapor et
    8
    to ground
  • f.karaya oturmak
  • f.karaya oturtmak
  • f.(uçak) yerde kalmaya zorlamak
  • f.ceza vermek
  • f.(bir sebebe vb.) dayanmak
  • f.(cihaz) topraklamak
    • f.    karaya oturmak
    • f.    karaya oturtmak
    • f.    (uçak) yerde kalmaya zorlamak
    • f.    ceza vermek
    • f.    (bir sebebe vb.    ) dayanmak
    • f.    (cihaz) topraklamak
    9
    ground fog
  • i.yer sisi
    • i.    yer sisi
    10
    ground war
  • i.kara savaşı
    • i.    kara savaşı
    11
    wet ground
  • i.ıslak zemin
    • i.    ıslak zemin
    12
    flat ground
  • i.düz zemin
    • i.    düz zemin
    13
    ground beef
  • i.kıyma
  • i.sığır kıyması
    • i.    kıyma
    • i.    sığır kıyması
    14
    ground crew
  • i.yer hizmetleri
  • i.havaalanı personeli
    • i.    yer hizmetleri
    • i.    havaalanı personeli
    15
    ground fire
  • i.yer yangını
  • i.orman örtüsü yangını
    • i.    yer yangını
    • i.    orman örtüsü yangını
    16
    ground lead
  • i.toprak kablosu
  • i.toprak teli
    • i.    toprak kablosu
    • i.    toprak teli
    17
    ground meat
  • i.kıyma
    • i.    kıyma
    18
    ground rent
  • i.arazi rantı
  • i.arazi kirası
    • i.    arazi rantı
    • i.    arazi kirası
    19
    ground rice
  • i.pirinç unu
    • i.    pirinç unu
    20
    ground rule
  • i.temel kural
    • i.    temel kural
    21
    ground wire
  • i.toprak teli
    • i.    toprak teli
    22
    ground zero
  • i.sıfır noktası
  • i.bir nükleer silahın patlama noktası
  • i.Dünya Ticaret Merkezi'nin yıkılmadan önceki yeri
    • i.    sıfır noktası
    • i.    bir nükleer silahın patlama noktası
    • i.    Dünya Ticaret Merkezi'nin yıkılmadan önceki yeri
    23
    hard ground
  • i.sert zemin
    • i.    sert zemin
    24
    high ground
  • i.yüksek yer
    • i.    yüksek yer
    25
    soft ground
  • i.yumuşak zemin
  • i.yumuşak toprak
    • i.    yumuşak zemin
    • i.    yumuşak toprak
    26
    below ground
  • e.yerin altında
    • e.    yerin altında
    27
    boggy ground
  • i.batak zemin
    • i.    batak zemin
    28
    ground floor
  • i.zemin kat
  • i.giriş katı
    • i.    zemin kat
    • i.    giriş katı
    29
    ground force
  • i.kara gücü
  • i.kara kuvveti
    • i.    kara gücü
    • i.    kara kuvveti
    30
    ground glass
  • i.buzlucam
    • i.    buzlucam
    31
    ground level
  • i.yer seviyesi
  • i.zemin hizası
  • i.zemin seviyesi
    • i.    yer seviyesi
    • i.    zemin hizası
    • i.    zemin seviyesi
    32
    ground noise
  • i.zemin gürültüsü
  • i.uğultu
    • i.    zemin gürültüsü
    • i.    uğultu
    33
    ground rules
  • i.temel kurallar
    • i.    temel kurallar
    34
    ground speed
  • i.yer hızı
    • i.    yer hızı
    35
    ground study
  • i.zemin etüdü
  • i.zemin tetkiki
    • i.    zemin etüdü
    • i.    zemin tetkiki
    36
    ground water
  • i.yeraltı suyu
    • i.    yeraltı suyu
    37
    loose ground
  • i.gevşek zemin
  • i.gevşek toprak
    • i.    gevşek zemin
    • i.    gevşek toprak
    38
    muddy ground
  • i.çamurlu zemin
    • i.    çamurlu zemin
    39
    rough ground
  • i.kaba zemin
    • i.    kaba zemin
    40
    burial ground
  • i.mezarlık
    • i.    mezarlık
    41
    common ground
  • i.ortak zemin
  • i.ortak nokta
  • i.ortak yan
  • i.ortak payda
    • i.    ortak zemin
    • i.    ortak nokta
    • i.    ortak yan
    • i.    ortak payda
    42
    finely ground
  • s.ince öğütülmüş
    • s.    ince öğütülmüş
    43
    ground forces
  • i.kara kuvvetleri
    • i.    kara kuvvetleri
    44
    higher ground
  • i.en yüksek yer
    • i.    en yüksek yer
    45
    marshy ground
  • i.batak zemin
    • i.    batak zemin
    46
    parade ground
  • i.tören alanı
    • i.    tören alanı
    47
    sacred ground
  • i.kutsal toprak
  • i.kutsal yer
  • i.kutsal topraklar
    • i.    kutsal toprak
    • i.    kutsal yer
    • i.    kutsal topraklar
    48
    uneven ground
  • i.engebeli zemin
  • i.engebeli toprak
    • i.    engebeli zemin
    • i.    engebeli toprak
    49
    dumping ground
  • i.çöplük
  • i.istenmeyen şeylerin atıldığı yer
  • i.istenmeyen kişilerin gönderildiği yer
    • i.    çöplük
    • i.    istenmeyen şeylerin atıldığı yer
    • i.    istenmeyen kişilerin gönderildiği yer
    50
    fertile ground
  • i.verimli toprak
    • i.    verimli toprak
    51
    ground station
  • i.yer istasyonu
    • i.    yer istasyonu
    52
    ground support
  • i.kara desteği
    • i.    kara desteği
    53
    hunting ground
  • i.av bölgesi
  • i.fırsatların bol olduğu alan
    • i.    av bölgesi
    • i.    fırsatların bol olduğu alan
    54
    breeding ground
  • i.üreme yeri
  • i.üreme alanı
  • i.yetiştirme yeri
    • i.    üreme yeri
    • i.    üreme alanı
    • i.    yetiştirme yeri
    55
    ground maneuver
  • i.kara manevrası
    • i.    kara manevrası
    56
    hallowed ground
  • i.kutsal toprak
  • i.kutsal yer
    • i.    kutsal toprak
    • i.    kutsal yer
    57
    pleasure ground
  • i.eğlence yeri
    • i.    eğlence yeri
    58
    slippery ground
  • i.kaygan zemin
    • i.    kaygan zemin
    59
    stamping ground
  • i.uğrak yeri
  • i.sürekli ziyaret edilen yer
  • i.sık ziyaret edilen yer
  • i.sık sık gidilen yer
    • i.    uğrak yeri
    • i.    sürekli ziyaret edilen yer
    • i.    sık ziyaret edilen yer
    • i.    sık sık gidilen yer
    60
    training ground
  • i.eğitim alanı
  • i.idman yeri
  • i.idman sahası
  • i.antrenman sahası
    • i.    eğitim alanı
    • i.    idman yeri
    • i.    idman sahası
    • i.    antrenman sahası
    61
    ground operation
  • i.kara harekatı
    • i.    kara harekatı
    62
    ground personnel
  • i.yer personeli
    • i.    yer personeli
    63
    recreation ground
  • i.rekreasyon alanı
  • i.eğlence alanı
  • i.oyun alanı
  • (özellikle çocukların oyun oynaması için düzenlenmiş park gibi halka açık alan)
    • i.    rekreasyon alanı
    • i.    eğlence alanı
    • i.    oyun alanı
    • (özellikle çocukların oyun oynaması için düzenlenmiş park gibi halka açık alan)
    64
    hit the ground
  • f.yere çarp
  • f.(kendini) yere at
  • f.yere yat
  • f.iki seksen uzan
    • f.    yere çarp
    • f.    (kendini) yere at
    • f.    yere yat
    • f.    iki seksen uzan
    65
    hold my ground
  • f.durumumu koru
  • f.yerimde kal
  • f.yerimde dur
  • f.geri çekilme
  • f.yerimi terk etme
    • f.    durumumu koru
    • f.    yerimde kal
    • f.    yerimde dur
    • f.    geri çekilme
    • f.    yerimi terk etme
    66
    hold her ground
  • f.durumunu koru
  • f.yerinde kal
  • f.yerinde dur
  • f.geri çekilme
  • f.yerini terk etme
    • f.    durumunu koru
    • f.    yerinde kal
    • f.    yerinde dur
    • f.    geri çekilme
    • f.    yerini terk etme
    67
    hold his ground
  • f.durumunu koru
  • f.yerinde kal
  • f.yerinde dur
  • f.geri çekilme
  • f.yerini terk etme
    • f.    durumunu koru
    • f.    yerinde kal
    • f.    yerinde dur
    • f.    geri çekilme
    • f.    yerini terk etme
    68
    hold our ground
  • f.durumumuzu koru
  • f.yerimizde kal
  • f.yerimizde dur
  • f.geri çekilme
  • f.yerimizi terk etme
    • f.    durumumuzu koru
    • f.    yerimizde kal
    • f.    yerimizde dur
    • f.    geri çekilme
    • f.    yerimizi terk etme
    69
    kiss the ground
  • f.yere kapan
  • f.(saygıdan) önünde diz çök
    • f.    yere kapan
    • f.    (saygıdan) önünde diz çök
    70
    stand my ground
  • f.durumumu koru
  • f.yerimde kal
  • f.yerimde dur
  • f.yerimi terk etme
  • f.geri çekilme
    • f.    durumumu koru
    • f.    yerimde kal
    • f.    yerimde dur
    • f.    yerimi terk etme
    • f.    geri çekilme
    71
    break new ground
  • f.(iş, konu) yeniden ele al
  • f.yeniden elden geçir
    • f.    (iş, konu) yeniden ele al
    • f.    yeniden elden geçir
    72
    hold your ground
  • f.durumunu koru
  • f.yerinde kal
  • f.yerinde dur
  • f.geri çekilme
  • f.teslim olma
    • f.    durumunu koru
    • f.    yerinde kal
    • f.    yerinde dur
    • f.    geri çekilme
    • f.    teslim olma
    73
    stand her ground
  • f.durumunu koru
  • f.yerinde kal
  • f.yerinde dur
  • f.geri çekilme
  • f.yerini terk etme
    • f.    durumunu koru
    • f.    yerinde kal
    • f.    yerinde dur
    • f.    geri çekilme
    • f.    yerini terk etme
    74
    stand his ground
  • f.durumunu koru
  • f.yerinde kal
  • f.yerinde dur
  • f.geri çekilme
  • f.yerini terk etme
    • f.    durumunu koru
    • f.    yerinde kal
    • f.    yerinde dur
    • f.    geri çekilme
    • f.    yerini terk etme
    75
    stand our ground
  • f.durumumuzu koru
  • f.yerimizde kal
  • f.yerimizde dur
  • f.yerimizi terk etme
  • f.geri çekilme
    • f.    durumumuzu koru
    • f.    yerimizde kal
    • f.    yerimizde dur
    • f.    yerimizi terk etme
    • f.    geri çekilme
    76
    touch the ground
  • f.yere değ
  • f.yere dokun
    • f.    yere değ
    • f.    yere dokun
    77
    hold their ground
  • f.durumlarını koru
  • f.yerlerinde kal
  • f.yerlerinde dur
  • f.geri çekilme
  • f.yerlerini terk etme
    • f.    durumlarını koru
    • f.    yerlerinde kal
    • f.    yerlerinde dur
    • f.    geri çekilme
    • f.    yerlerini terk etme
    78
    stand your ground
  • f.durumunu koru
  • f.yerinde kal
  • f.yerinde dur
  • f.yerini terk etme
  • f.geri çekilme
  • f.durumunuzu koru
  • f.yerinizde kal
  • f.yerinizde dur
  • f.yerinizi terk etme
    • f.    durumunu koru
    • f.    yerinde kal
    • f.    yerinde dur
    • f.    yerini terk etme
    • f.    geri çekilme
    • f.    durumunuzu koru
    • f.    yerinizde kal
    • f.    yerinizde dur
    • f.    yerinizi terk etme
    79
    stand their ground
  • f.durumlarını koru
  • f.yerlerinde kal
  • f.yerlerinde dur
  • f.yerlerini terk etme
  • f.geri çekilme
    • f.    durumlarını koru
    • f.    yerlerinde kal
    • f.    yerlerinde dur
    • f.    yerlerini terk etme
    • f.    geri çekilme
    80
    in the ground
  • e.toprağın içinde
  • e.yerde
    • e.    toprağın içinde
    • e.    yerde
    81
    on the ground
  • e.zemin üzerinde
  • e.zeminde
  • e.yerde
  • e.yere
    • e.    zemin üzerinde
    • e.    zeminde
    • e.    yerde
    • e.    yere
    82
    to the ground
  • e.yere
  • e.zemine
    • e.    yere
    • e.    zemine
    83
    to gain ground
  • f.ilerlemek
  • f.gelişme kaydetmek
  • f.yakalamak
  • f.yaklaşmak
  • f.yetişmek
    • f.    ilerlemek
    • f.    gelişme kaydetmek
    • f.    yakalamak
    • f.    yaklaşmak
    • f.    yetişmek
    84
    to give ground
  • f.desteklemek
  • f.yol vermek
  • f.çekilmek
  • f.geri çekilmek
    • f.    desteklemek
    • f.    yol vermek
    • f.    çekilmek
    • f.    geri çekilmek
    85
    to lose ground
  • f.toprak kaybetmek
  • f.kötüleşmek
  • f.yenilmek
    • f.    toprak kaybetmek
    • f.    kötüleşmek
    • f.    yenilmek
    86
    a common ground
  • i.ortak bir zemin
  • i.ortak bir nokta
  • i.ortak bir payda
    • i.    ortak bir zemin
    • i.    ortak bir nokta
    • i.    ortak bir payda
    87
    from the ground
  • e.yerden
    • e.    yerden
    88
    on shaky ground
  • e.titrek zeminde
    • e.    titrek zeminde
    89
    to break ground
  • f.törenle temel atmak
  • f.çığır açmak
    • f.    törenle temel atmak
    • f.    çığır açmak
    90
    to cover ground
  • f.yol kat etmek
  • f.hızla gitmek
  • f.bilgi vermek
  • f.rapor etmek
    • f.    yol kat etmek
    • f.    hızla gitmek
    • f.    bilgi vermek
    • f.    rapor etmek
    91
    along the ground
  • e.yer boyunca
  • e.zemin boyunca
    • e.    yer boyunca
    • e.    zemin boyunca
    92
    on higher ground
  • e.daha yüksek bir yerde
    • e.    daha yüksek bir yerde
    93
    to higher ground
  • e.daha yüksek bir yere
    • e.    daha yüksek bir yere
    94
    under the ground
  • e.yer altında
  • e.yerin altında
    • e.    yer altında
    • e.    yerin altında
    95
    surface of ground
  • i.toprak yüzeyi
  • i.toprak sathı
    • i.    toprak yüzeyi
    • i.    toprak sathı
    96
    below ground level
  • e.yer seviyesi altında
  • e.yer seviyesinin altında
    • e.    yer seviyesi altında
    • e.    yer seviyesinin altında
    97
    on dangerous ground
  • e.tehlikeli zeminde
  • e.tehlikeli bölgede
    • e.    tehlikeli zeminde
    • e.    tehlikeli bölgede
    98
    underneath the ground
  • e.yer altında
  • e.yer altına
    • e.    yer altında
    • e.    yer altına
    99
    horizontal ground motion
  • i.yatay yer hareketi
    • i.    yatay yer hareketi
    100
    to help those in need on the ground
  • b.sahada ihtiyacı olanlara yardım etmek için
  • b.sahada ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için
    • b.    sahada ihtiyacı olanlara yardım etmek için
    • b.    sahada ihtiyaç sahiplerine yardım etmek için
    101
    be off the ground
  • f.havalan
  • f.ayakları yerden eksil
    • f.    havalan
    • f.    ayakları yerden eksil

    Aradığınız kelime "ground" cümle anlamları "76" sonuç

    English Türkçe
    1
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerinde kal.
  • Yerinde dur.
  • Yerini terk etme.
  • Geri çekilme.
  • Yerinizde kalın.
  • Yerinizde durun.
  • Yerinizi terk etmeyin.
  • Geri çekilmeyin.
  • 2
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerinde kal.
  • Yerinde dur.
  • Yerini terk etme.
  • Geri çekilme.
  • Yerinizde kalın.
  • Yerinizde durun.
  • Yerinizi terk etmeyin.
  • Geri çekilmeyin.
  • 3
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerden kalk.
  • Yerden kalkın.
  • 4
    Görmek için tıklayınız!
  • Yere yat.
  • Yere çök.
  • Yere yatın.
  • Yere çökün.
  • 5
    Görmek için tıklayınız!
  • Seni cezalandıracağım.
  • Sizi cezalandıracağım.
  • 6
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerde kal.
  • Yerde kalın.
  • (yatık vaziyette durun, yerinizden kalkmayın anlamında)
  • 7
    Görmek için tıklayınız!
  • Yer kaygan.
  • Zemin kaygan.
  • 8
    Görmek için tıklayınız!
  • Yer ıslak.
  • 9
    Görmek için tıklayınız!
  • Yer kaygandı.
  • Yer kayganmış.
  • Zemin kaygandı.
  • Zemin kayganmış.
  • 10
    Görmek için tıklayınız!
  • Tehlikeli bölgedesin.
  • Tehlikeli sulardasın.
  • 11
    Görmek için tıklayınız!
  • Yere yat.
  • Yere yatın.
  • 12
    Görmek için tıklayınız!
  • Yere alçal.
  • Yere alçalın.
  • 13
    Görmek için tıklayınız!
  • Hemen yere yat!
  • Hemen yere çök!
  • Hemen yere yatın!
  • Hemen yere çökün!
  • 14
    Görmek için tıklayınız!
  • Hemen yere yat.
  • Hemen yere yatın.
  • 15
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerde baygın yatıyor.
  • Yerde baygın halde yatıyor.
  • Yerde baygın şekilde yatıyor.
  • Bilinci kapalı bir şekilde yerde yatıyor.
  • 16
    Görmek için tıklayınız!
  • Yere yat.
  • Yere yatın.
  • 17
    Görmek için tıklayınız!
  • Onu yere bırak.
  • Onu yere bırakın.
  • 18
    Görmek için tıklayınız!
  • Onu yere koy.
  • Onu yere koyun.
  • 19
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerde kal.
  • Yerde kalın.
  • 20
    Görmek için tıklayınız!
  • Yere yakın kal.
  • Yere yakın kalın.
  • 21
    Görmek için tıklayınız!
  • Zemin sağlam değil.
  • Zemin dayanıklı değil.
  • 22
    Görmek için tıklayınız!
  • Zemin çok yumuşak.
  • 23
    Görmek için tıklayınız!
  • Burası onun sürekli uğradığı yer.
  • Burası onun sık sık geldiği yer.
  • Burası onun sürekli geldiği yer.
  • Burası onun sürekli takıldığı yer.
  • 24
    Görmek için tıklayınız!
  • Bazı temel kurallarımız olacak.
  • 25
    Görmek için tıklayınız!
  • Tehlikeli bölgede yürüyorsun.
  • Tehlikeli sularda yüzüyorsun.
  • 26
    Görmek için tıklayınız!
  • Sanki yerin içine girdi.
  • Yerin içine girdi sanki.
  • (kaybolan, ortada yok olan bir şey için söylenir)
  • 27
    Görmek için tıklayınız!
  • Herkes yere yatsın.
  • Herkes yere uzansın.
  • 28
    Görmek için tıklayınız!
  • Hemen yere yat!
  • Hemen yere çök!
  • Hemen yere yatın!
  • Hemen yere çökün!
  • 29
    Görmek için tıklayınız!
  • Beni yere itti.
  • Beni yere itmişti.
  • 30
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerde yatıyordu.
  • 31
    Görmek için tıklayınız!
  • Ben zemin katta oturuyorum.
  • 32
    Görmek için tıklayınız!
  • Onları yerden topladım.
  • 33
    Görmek için tıklayınız!
  • Başını yerde tut.
  • Başını yerden kaldırma.
  • 34
    Görmek için tıklayınız!
  • Yüz üstü yere uzan.
  • Yüzüstü yere yat.
  • Yere yüzükoyun yat.
  • Yüzün yere dönük şekilde yat.
  • Yüz üstü yere uzanın.
  • Yüzüstü yere yatın.
  • Yere yüzükoyun yatın.
  • Yüzün yere dönük şekilde yatın.
  • 35
    Görmek için tıklayınız!
  • Neredeyse bayılıyordum.
  • Az daha bayılıyordum.
  • (bir şeyi görünce, duyunca şaşkınlıktan, heyecandan, kızgınlıktan vb.)
  • 36
    Görmek için tıklayınız!
  • Neredeyse bayılıyordum.
  • Az daha bayılıyordum.
  • (bir şeyi görünce, duyunca şaşkınlıktan, heyecandan, kızgınlıktan vb.)
  • 37
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerde yatıyordu.
  • 38
    Görmek için tıklayınız!
  • Silahını yere at.
  • 39
    Görmek için tıklayınız!
  • En yüksek yere çıkmalıyız.
  • 40
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerde ölmüş şekilde yatıyordu.
  • 41
    Görmek için tıklayınız!
  • Onu dışarıda yerde buldum.
  • Onu dışarıda yerde bulmuştum.
  • 42
    Görmek için tıklayınız!
  • (düşmüş, dökülmüş, dağılmış vb.) Her şeyi yerden topladım.
  • 43
    Görmek için tıklayınız!
  • Kulak kesiliyorum.
  • (dedikodular, son gelişmeler, olan biteni dikkatle takip ediyorum anlamında)
  • 44
    Görmek için tıklayınız!
  • Bastığı yeri öperdim.
  • 45
    Görmek için tıklayınız!
  • Bastığın yeri öperdim.
  • 46
    Görmek için tıklayınız!
  • Kulak kesileceğim.
  • (dedikodular, son gelişmeler, olan biteni dikkatle takip edeceğim anlamında)
  • 47
    Görmek için tıklayınız!
  • Hala yere düşmedi.
  • 48
    Görmek için tıklayınız!
  • (sevinç, mutluluk vb. den) Ayaklarım neredeyse yere değmiyor.
  • 49
    Görmek için tıklayınız!
  • Öylece yerde yatıyordu.
  • 50
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerde hareketsiz yatıyordu.
  • Yerde hareketsiz bir şekilde yatıyordu.
  • 51
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerde yatan cesetler var.
  • 52
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerde yatan insanlar var.
  • 53
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerin altından çıkıyorlar.
  • 54
    Görmek için tıklayınız!
  • Sayıca çok fazlaydılar.
  • 55
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerde ne yapıyorsun?
  • 56
    Görmek için tıklayınız!
  • Yere ilk düşen kaybeder.
  • 57
    Görmek için tıklayınız!
  • (çadırı sabitlemek için) Kancaları yere saplayabilir misin?
  • Kancaları yere saplar mısın?
  • 58
    Görmek için tıklayınız!
  • Yere düşmeden öldü.
  • Yere düşmeden ölmüştü.
  • 59
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerde acı içinde kıvranıyordu.
  • 60
    Görmek için tıklayınız!
  • Bu işi sıfırdan kurdum.
  • Ben bu işi sıfırdan kurdum.
  • 61
    Görmek için tıklayınız!
  • Yerde hiç cam görmedim.
  • 62
    Görmek için tıklayınız!
  • Yere büyük işaretler çizelim.
  • (uçaktan görülsün diye yardım istemek amacıyla kumsalda, binanın üstünde vb.)
  • 63
    Görmek için tıklayınız!
  • Genellikle yere çarpmadan önce parçalanırlar.
  • 64
    Görmek için tıklayınız!
  • Bu işi sıfırdan kurduk.
  • 65
    Görmek için tıklayınız!
  • Hemen daha yüksek bir yere çıkmamız gerek!
  • 66
    Görmek için tıklayınız!
  • Neden onu yere attın?
  • Neden onu yere attınız?
  • 67
    Görmek için tıklayınız!
  • Bunu odamın yanında yerde buldum.
  • 68
    Görmek için tıklayınız!
  • Uyandığımda, yerdeydim.
  • Uyandığımda, kendimi yerde buldum.
  • 69
    Görmek için tıklayınız!
  • Cebimden bir şeyin yere düştüğünü duydum.
  • 70
    Görmek için tıklayınız!
  • Düştüğünde kafasını yere vurdu.
  • Düştüğünde kafasını yere çarptı.
  • 71
    Görmek için tıklayınız!
  • Kendime geldiğimde, yerde yatıyordum.
  • 72
    Görmek için tıklayınız!
  • Ellerin başının üstünde yere yat.
  • 73
    Görmek için tıklayınız!
  • O an yer beni yutsun istedim.
  • (çok utanılacak bir durumdan sonra söylenir)
  • 74
    Görmek için tıklayınız!
  • Bayıldığında yere çarpmış olmalısın.
  • 75
    Görmek için tıklayınız!
  • (acıdan vb.) Odaya girdiğimde onu yerde kıvranırken gördüm.
  • Odaya girdiğimde onu yerde debelenirken gördüm.
  • Odaya girdiğimde onu yerde çırpınırken gördüm.
  • Gizlilik Hakları  |  Kullanım Koşulları  |  Yazılım

    ©2026 Bu sitenin tüm içeriği telif hakkı ile korunmaktadır belge tarihi ve no 19.04.2012 IEE/1457

    EyfelSoft