| 1 |
| fish | f.balık tutf.balık avlaf.(for ile)dolaylı bir şekilde iste | - f. balık tut
- f. balık avla
- f. (for ile)dolaylı bir şekilde iste
|
|
| 2 |
|
| 3 |
|
| 4 |
| smell fish | f.balık kokf.balık kokusu al | - f. balık kok
- f. balık kokusu al
|
|
| 5 |
| to fish | f.balık tutmakf.balık avlamakf.(for ile) dolaylı bir şekilde istemek | - f. balık tutmak
- f. balık avlamak
- f. (for ile) dolaylı bir şekilde istemek
|
|
| 6 |
| big fish | i.büyük balıki.büyük balıklar | - i. büyük balık
- i. büyük balıklar
|
|
| 7 |
|
| 8 |
|
| 9 |
|
| 10 |
|
| 11 |
|
| 12 |
|
| 13 |
|
| 14 |
|
| 15 |
|
| 16 |
| fish pond | i.balık üretme havuzu | |
|
|
| 17 |
| fish shop | i.balıkçı dükkanı | |
|
|
| 18 |
|
| 19 |
|
| 20 |
|
| 21 |
|
| 22 |
| fish slice | i.balık servis bıçağı | |
|
|
| 23 |
|
| 24 |
| fish story | i.palavrai.masali.hikaye | - i. palavra
- i. masal
- i. hikaye
|
|
| 25 |
| fish turds | i.balık bokları | |
|
|
| 26 |
| ocean fish | i.okyanus balığı | |
|
|
| 27 |
| small fish | i.küçük balıki.küçük balıklar | - i. küçük balık
- i. küçük balıklar
|
|
| 28 |
| farmed fish | i.çiftlik balığıi.çiftlik balıkları | - i. çiftlik balığı
- i. çiftlik balıkları
|
|
| 29 |
| fish dinner | i.(akşam için)balık yemeği | - i. (akşam için)balık yemeği
|
|
| 30 |
| fish finder | i.sonari.balık bulucusu | - i. sonar
- i. balık bulucusu
|
|
| 31 |
| fish finger | i.balık kroket | |
|
|
| 32 |
| fish market | i.balık pazarı | |
|
|
| 33 |
| fish sticks | i.balık kroketler | |
|
|
| 34 |
| larger fish | i.daha büyük balıki.daha büyük balıklar | - i. daha büyük balık
- i. daha büyük balıklar
|
|
| 35 |
| fish fingers | i.balık kroketler | |
|
|
| 36 |
| grilled fish | i.ızgara balık | |
|
|
| 37 |
| tropical fish | i.tropikal balıki.tropikal balıklar | - i. tropikal balık
- i. tropikal balıklar
|
|
| 38 |
| saltwater fish | i.tuzlu su balığıi.tuzlu su balıkları | - i. tuzlu su balığı
- i. tuzlu su balıkları
|
|
| 39 |
| fish restaurant | i.balık restoranıi.balık lokantası | - i. balık restoranı
- i. balık lokantası
|
|
| 40 |
| freshwater fish | i.tatlı su balığı | |
|
|
| 41 |
| catch a fish | f.bir balık yakalaf.bir balık tut | - f. bir balık yakala
- f. bir balık tut
|
|
| 42 |
| feed the fish | f.balıklara yem ver | |
|
|
| 43 |
|
| 44 |
| smell of fish | i.balık kokusu | |
|
|
| 45 |
| catch the fish | f.balık tutf.balık yakala | - f. balık tut
- f. balık yakala
|
|
| 46 |
| a big fish | i.büyük bir balık | |
|
|
| 47 |
| a fish bone | i.bir balık kılçığı | |
|
|
| 48 |
| how to fish | z.balık tutmayız.balık tutmasınız.nasıl balık tutulacağınız.nasıl balık tutulduğunu | - z. balık tutmayı
- z. balık tutmasını
- z. nasıl balık tutulacağını
- z. nasıl balık tutulduğunu
|
|
| 49 |
| a small fish | i.küçük bir balık | |
|
|
| 50 |
| an oily fish | i.yağlı bir balık | |
|
|
| 51 |
| to catch fish | f.balık tutmak | |
|
|
| 52 |
| to smell fish | f.balık kokmakf.balık kokusu almak | - f. balık kokmak
- f. balık kokusu almak
|
|
| 53 |
| kettle of fish | i.zor bir durumi.biçimsiz bir durum | - i. zor bir durum
- i. biçimsiz bir durum
|
|
| 54 |
| species of fish | i.balık türleri | |
|
|
| 55 |
| thousands of fish | i.binlerce balık | |
|
|
| 56 |
| drink like a fish | f.sünger gibi iç | |
|
|
| 57 |
| fish in muddy waters | f.bulanık suda balık avla | - f. bulanık suda balık avla
|
|
| 58 |
| fish in troubled waters | f.bulanık suda balık avla | - f. bulanık suda balık avla
|
|
| 59 |
| a very big fish | i.çok büyük bir balık | |
|
|
| 60 |
| to catch a fish | f.bir balık yakalamakf.bir balık tutmak | - f. bir balık yakalamak
- f. bir balık tutmak
|
|
| 61 |
| a school of fish | i.bir balık sürüsü | |
|
|
| 62 |
| to feed the fish | f.balıklara yem vermek | |
|
|
| 63 |
| to smell of fish | f.balık kokmak | |
|
|
| 64 |
| to catch the fish | f.balık tutmakf.balık yakalamak | - f. balık tutmak
- f. balık yakalamak
|
|
| 65 |
| neither fish nor fowl | e.ne olduğu belirsize.garip bir şeye.acayip bir şeye.hiçbir kategoriye girmeyen | - e. ne olduğu belirsiz
- e. garip bir şey
- e. acayip bir şey
- e. hiçbir kategoriye girmeyen
|
|
| 66 |
| various kinds of fish | i.çeşitli türde balıklar | - i. çeşitli türde balıklar
|
|
| 67 |
| another kettle of fish | i.işin içinden çıkılmaz başka bir meselei.başka biçimsiz bir durumi.başka biçimsiz bir mesele | - i. işin içinden çıkılmaz başka bir mesele
- i. başka biçimsiz bir durum
- i. başka biçimsiz bir mesele
|
|
| 68 |
| a fish on the line | i.oltada bir balık | |
|
|
| 69 |
| a fish out of water | i.sudan çıkmış bir balık | - i. sudan çıkmış bir balık
|
|
| 70 |
| to drink like a fish | f.sünger gibi içmek | |
|
|
| 71 |
| a fine kettle of fish | i.çok biçimsiz bir durumi.çok tatsız bir durumi.işin içinden çıkılmaz bir durum | - i. çok biçimsiz bir durum
- i. çok tatsız bir durum
- i. işin içinden çıkılmaz bir durum
|
|
| 72 |
| a school of small fish | i.küçük bir balık sürüsü | - i. küçük bir balık sürüsü
|
|
| 73 |
| a pretty kettle of fish | i.çok biçimsiz bir durumi.çok tatsız bir durumi.işin içinden çıkılmaz bir durum | - i. çok biçimsiz bir durum
- i. çok tatsız bir durum
- i. işin içinden çıkılmaz bir durum
|
|
| 74 |
| to fish in muddy waters | f.bulanık suda balık avlamak | - f. bulanık suda balık avlamak
|
|
| 75 |
| a different kettle of fish | i.işin içinden çıkılmaz başka bir meselei.işin içinden çıkılmaz başka bir durumi.işin içinden çıkılmaz farklı bir meselei.biçimsiz başka bir durumi.biçimsiz başka bir mesele | - i. işin içinden çıkılmaz başka bir mesele
- i. işin içinden çıkılmaz başka bir durum
- i. işin içinden çıkılmaz farklı bir mesele
- i. biçimsiz başka bir durum
- i. biçimsiz başka bir mesele
|
|
| 76 |
| to fish in troubled waters | f.bulanık suda balık avlamak | - f. bulanık suda balık avlamak
|
|
| 77 |
| the stock of remaining fish | i.kalan balık stoğu | |
|
|
| 78 |
| plenty more fish in the sea | b.denizde daha çok balıkb.denizde bol miktarda balık(bana, sana, ona kız mı yok anlamında) | - b. denizde daha çok balık
- b. denizde bol miktarda balık
- (bana, sana, ona kız mı yok anlamında)
|
|
| 79 |
| like shooting fish in a barrel | s.çok kolays.son derece kolaye.fıçıda balık vurur gibi | - s. çok kolay
- s. son derece kolay
- e. fıçıda balık vurur gibi
|
|
|