| 1 |
| eye | f.gözlef.dikkatle bakf.bakf.(gözle) süz | - f. gözle
- f. dikkatle bak
- f. bak
- f. (gözle) süz
|
|
| 2 |
|
| 3 |
| eye up | f.(karşı cinsten birisini) süzf.(karşı cinsten birisini) kesf.(birisi hakkında bir yargıya varmak için) incelef.(birine, bir şeye) dikkatle bak | - f. (karşı cinsten birisini) süz
- f. (karşı cinsten birisini) kes
- f. (birisi hakkında bir yargıya varmak için) incele
- f. (birine, bir şeye) dikkatle bak
|
|
| 4 |
| to eye | f.gözlemekf.dikkatle bakmakf.bakmakf.(gözle) süzmek | - f. gözlemek
- f. dikkatle bakmak
- f. bakmak
- f. (gözle) süzmek
|
|
| 5 |
| bad eye | i.kem gözi.tehdit edici bakış | - i. kem göz
- i. tehdit edici bakış
|
|
| 6 |
| rib eye | i.antrikoti.kaburga gözü(kaburganın dış tarafından kesilen etli kısım) | - i. antrikot
- i. kaburga gözü
- (kaburganın dış tarafından kesilen etli kısım)
|
|
| 7 |
|
| 8 |
|
| 9 |
|
| 10 |
|
| 11 |
|
| 12 |
| black eye | i.siyah gözi.morarmış göz | - i. siyah göz
- i. morarmış göz
|
|
| 13 |
| cat's eye | i.reflektöri.kedi gözü | - i. reflektör
- i. kedi gözü
|
|
| 14 |
| eye candy | i.(kadın ya da erkek) çok çekici kişii.göze hitap eden şeyi.göze hoş gelen şey | - i. (kadın ya da erkek) çok çekici kişi
- i. göze hitap eden şey
- i. göze hoş gelen şey
|
|
| 15 |
|
| 16 |
| eye exams | i.göz muayeneleri | |
|
|
| 17 |
| eye level | i.göz seviyesii.göz hizası | - i. göz seviyesi
- i. göz hizası
|
|
| 18 |
|
| 19 |
|
| 20 |
|
| 21 |
|
| 22 |
|
| 23 |
|
| 24 |
|
| 25 |
|
| 26 |
| eye contact | i.göz temasıi.göz göze gelme | - i. göz teması
- i. göz göze gelme
|
|
| 27 |
|
| 28 |
|
| 29 |
| eye sockets | i.göz çukurları | |
|
|
| 30 |
| eye witness | i.görgü tanığı | |
|
|
| 31 |
| private eye | i.özel hafiyei.özel dedektif | - i. özel hafiye
- i. özel dedektif
|
|
| 32 |
| compound eye | i.petek gözi.bileşik göz | - i. petek göz
- i. bileşik göz
|
|
| 33 |
|
| 34 |
| eye delusion | i.göz yanılmasıi.göz aldanması | - i. göz yanılması
- i. göz aldanması
|
|
| 35 |
| eye infection | i.göz enfeksiyonu | |
|
|
| 36 |
| eye witnesses | i.görgü tanıkları | |
|
|
| 37 |
| seeing eye dog | i.rehber köpek(görme özürlülere yardım etmesi için eğitilmiş köpek) | - i. rehber köpek
- (görme özürlülere yardım etmesi için eğitilmiş köpek)
|
|
| 38 |
| eye examination | i.göz muayenesi | |
|
|
| 39 |
| bat an eye | f.(şaşırma vb. gibi) tepki verf.kılını kıpırdatf.gözünü kırp | - f. (şaşırma vb. gibi) tepki ver
- f. kılını kıpırdat
- f. gözünü kırp
|
|
| 40 |
| blink an eye | f.gözünü kırp | |
|
|
| 41 |
| catch the eye | f.göz alf.dikkat çek | |
|
|
| 42 |
|
| 43 |
| please the eye | f.göze hoş gelf.göze hoş görünf.gözü okşa | - f. göze hoş gel
- f. göze hoş görün
- f. gözü okşa
|
|
| 44 |
| make eye contact | f.göz teması kurf.göz göze gel | - f. göz teması kur
- f. göz göze gel
|
|
| 45 |
| avoid eye contact | f.göz temasından kaçınf.göz göze gelmekten kaç | - f. göz temasından kaçın
- f. göz göze gelmekten kaç
|
|
| 46 |
| in my eye | e.gözümün içindee.gözüme | - e. gözümün içinde
- e. gözüme
|
|
| 47 |
| to eye up | f.(karşı cinsten birisini) süzmekf.(karşı cinsten birisini) kesmekf.(birisi hakkında bir yargıya varmak için) incelemekf.(birine, bir şeye) dikkatle bakmak | - f. (karşı cinsten birisini) süzmek
- f. (karşı cinsten birisini) kesmek
- f. (birisi hakkında bir yargıya varmak için) incelemek
- f. (birine, bir şeye) dikkatle bakmak
|
|
| 48 |
| eye to eye | z.(tartışılan kişiyle yüz yüze gelme) göz göze | - z. (tartışılan kişiyle yüz yüze gelme) göz göze
|
|
| 49 |
| a black eye | i.morarmış göz | |
|
|
| 50 |
|
| 51 |
| into my eye | e.gözümee.gözümün içine | - e. gözüme
- e. gözümün içine
|
|
| 52 |
| at eye level | e.göz seviyesindee.göz hizasında | - e. göz seviyesinde
- e. göz hizasında
|
|
| 53 |
| under my eye | e.gözümün altındae.gözümün önünde | - e. gözümün altında
- e. gözümün önünde
|
|
| 54 |
| bird's eye view | i.kuş bakışı görünüm | |
|
|
| 55 |
| through God's eye | e.Tanrı'nın gözündene.Allah'ın gözünden | - e. Tanrı'nın gözünden
- e. Allah'ın gözünden
|
|
| 56 |
| keep an eye on | f.göz kulak olf.gözü üzerinde olf.gözle | - f. göz kulak ol
- f. gözü üzerinde ol
- f. gözle
|
|
| 57 |
| see eye to eye | f.aynı fikirde olf.aynı ağzı kullanf.her konuda anlaşf.uyuş | - f. aynı fikirde ol
- f. aynı ağzı kullan
- f. her konuda anlaş
- f. uyuş
|
|
| 58 |
| get a black eye | f.gözü morar | |
|
|
| 59 |
| have an eye for | f.-den iyi anlaf.(bir şeyi) fark etmede iyi ol | - f. -den iyi anla
- f. (bir şeyi) fark etmede iyi ol
|
|
| 60 |
| leap to the eye | f.birden görünf.birden belirf.hemen göze çarp | - f. birden görün
- f. birden belir
- f. hemen göze çarp
|
|
| 61 |
| take my eye out | f.gözümü çıkart | |
|
|
| 62 |
| have a black eye | f.gözü morar | |
|
|
| 63 |
| pass my eye over | f.okuf.göz atf.göz geçir | - f. oku
- f. göz at
- f. göz geçir
|
|
| 64 |
| turn a blind eye | f.görmezlikten gelf.görmezden gelf.göz yumf.göz ardı et | - f. görmezlikten gel
- f. görmezden gel
- f. göz yum
- f. göz ardı et
|
|
| 65 |
| have the evil eye | f.kem gözlü ol | |
|
|
| 66 |
| take your eye out | f.gözünü çıkart | |
|
|
| 67 |
| hit the bull's eye | f.onikiden vurf.tam isabet kaydet | - f. onikiden vur
- f. tam isabet kaydet
|
|
| 68 |
| to bat an eye | f.(şaşırma vb. gibi) tepki vermekf.kılını kıpırdatmakf.gözünü kırpmak | - f. (şaşırma vb. gibi) tepki vermek
- f. kılını kıpırdatmak
- f. gözünü kırpmak
|
|
| 69 |
| dust in my eye | i.gözümde toz | |
|
|
| 70 |
| a few eye drops | i.birkaç göz damlası | |
|
|
| 71 |
| easy on the eye | e.çekicie.güzele.göze hoş gelene.göze hoş görünene.göz okşayıcıe.göze güzel görünen | - e. çekici
- e. güzel
- e. göze hoş gelen
- e. göze hoş görünen
- e. göz okşayıcı
- e. göze güzel görünen
|
|
| 72 |
| eye of a needle | i.iğne deliğii.iğne gözü | - i. iğne deliği
- i. iğne gözü
|
|
| 73 |
| in the left eye | e.sol gözde | |
|
|
| 74 |
| to blink an eye | f.gözünü kırpmak | |
|
|
| 75 |
| blind in one eye | e.bir gözü köre.tek gözü kör | - e. bir gözü kör
- e. tek gözü kör
|
|
| 76 |
| in my mind's eye | e.hayalimdee.zihnimde | |
|
|
| 77 |
| in the right eye | e.sağ gözde | |
|
|
| 78 |
| to catch the eye | f.göz almakf.dikkat çekmek | - f. göz almak
- f. dikkat çekmek
|
|
| 79 |
| to the naked eye | e.çıplak göze | |
|
|
| 80 |
| in the public eye | e.adı çıkmışe.dile düşmüşe.tanınmışe.ünlüe.meşhure.halkın gözündee.halkın gözü önünde | - e. adı çıkmış
- e. dile düşmüş
- e. tanınmış
- e. ünlü
- e. meşhur
- e. halkın gözünde
- e. halkın gözü önünde
|
|
| 81 |
| to offend the eye | f.göze batmak | |
|
|
| 82 |
| to please the eye | f.göze hoş gelmekf.göze hoş görünmekf.gözü okşamak | - f. göze hoş gelmek
- f. göze hoş görünmek
- f. gözü okşamak
|
|
| 83 |
| in the world's eye | e.dünyanın gözünde | |
|
|
| 84 |
| than meets the eye | b.göründüğünden | |
|
|
| 85 |
| the all seeing eye | i.her şeyi gören göz | |
|
|
| 86 |
| with the naked eye | e.çıplak gözle | |
|
|
| 87 |
| to make eye contact | f.göz teması kurmakf.göz göze gelmek | - f. göz teması kurmak
- f. göz göze gelmek
|
|
| 88 |
| to avoid eye contact | f.göz temasından kaçınmakf.göz göze gelmekten kaçmak | - f. göz temasından kaçınmak
- f. göz göze gelmekten kaçmak
|
|
| 89 |
| with a jaundiced eye | z.menfi gözlez.kötü gözlez.eleştirel bir gözlez.önyargılı bir şekildez.kuşkuyla(hoşlanmadığını belli edercesine bakış anlamında) | - z. menfi gözle
- z. kötü gözle
- z. eleştirel bir gözle
- z. önyargılı bir şekilde
- z. kuşkuyla
- (hoşlanmadığını belli edercesine bakış anlamında)
|
|
| 90 |
| with the squinty eye | e.şaşı gözlü | |
|
|
| 91 |
| a comprehensive eye exam | i.kapsamlı bir göz muayenesi | - i. kapsamlı bir göz muayenesi
|
|
| 92 |
| a comprehensive eye examination | i.kapsamlı bir göz muayenesi | - i. kapsamlı bir göz muayenesi
|
|
| 93 |
| hit me in the eye | f.beni çok etkilef.beni kalbimden vurf.beni gözümden vur | - f. beni çok etkile
- f. beni kalbimden vur
- f. beni gözümden vur
|
|
| 94 |
| hit us in the eye | f.bizi çok etkilef.bizi kalbimizden vurf.bizi gözümüzden vur | - f. bizi çok etkile
- f. bizi kalbimizden vur
- f. bizi gözümüzden vur
|
|
| 95 |
| hit her in the eye | f.onu çok etkilef.onu kalbinden vurf.onu gözünden vur | - f. onu çok etkile
- f. onu kalbinden vur
- f. onu gözünden vur
|
|
| 96 |
| hit him in the eye | f.onu çok etkilef.onu kalbinden vurf.onu gözünden vur | - f. onu çok etkile
- f. onu kalbinden vur
- f. onu gözünden vur
|
|
| 97 |
| hit you in the eye | f.sizi çok etkilef.sizi kalbinizden vurf.sizi gözünüzden vur | - f. sizi çok etkile
- f. sizi kalbinizden vur
- f. sizi gözünüzden vur
|
|
| 98 |
| look me in the eye | f.gözüme bakf.gözümün içine bak | - f. gözüme bak
- f. gözümün içine bak
|
|
| 99 |
| look us in the eye | f.gözümüze bakf.gözümüzün içine bak | - f. gözümüze bak
- f. gözümüzün içine bak
|
|
| 100 |
| cast an evil eye on | f.-e kem gözle bakf.-e nazar değdirf.-e nazarı değ | - f. -e kem gözle bak
- f. -e nazar değdir
- f. -e nazarı değ
|
|
| 101 |
| go blind in one eye | f.bir gözü kör olf.tek gözü kör ol | - f. bir gözü kör ol
- f. tek gözü kör ol
|
|
|