| 1 |
| distress | f.acı verf.ıstırap verf.acı çektirf.kahretf.üzf.bunaltf.sıkıntıya sokf.tehlikeye sokf.haczet | - f. acı ver
- f. ıstırap ver
- f. acı çektir
- f. kahret
- f. üz
- f. bunalt
- f. sıkıntıya sok
- f. tehlikeye sok
- f. haczet
|
|
| 2 |
| distress | i.kederi.üzüntüi.büyük acıi.elemi.ıstırapi.sıkıntıi.bunaltıi.bunalmai.tehlikei.rehin olarak tutmai.haciz | - i. keder
- i. üzüntü
- i. büyük acı
- i. elem
- i. ıstırap
- i. sıkıntı
- i. bunaltı
- i. bunalma
- i. tehlike
- i. rehin olarak tutma
- i. haciz
|
|
| 3 |
| feel distress | f.acı çekf.ıstırap çekf.ıstırap duy | - f. acı çek
- f. ıstırap çek
- f. ıstırap duy
|
|
| 4 |
| in distress | e.tehlikedee.tehlike içindee.sıkıntıda | - e. tehlikede
- e. tehlike içinde
- e. sıkıntıda
|
|
| 5 |
| to distress | f.acı vermekf.ıstırap vermekf.acı çektirmekf.kahretmekf.üzmekf.bunaltmakf.sıkıntıya sokmakf.tehlikeye sokmakf.haczetmek | - f. acı vermek
- f. ıstırap vermek
- f. acı çektirmek
- f. kahretmek
- f. üzmek
- f. bunaltmak
- f. sıkıntıya sokmak
- f. tehlikeye sokmak
- f. haczetmek
|
|
| 6 |
| distress call | i.imdat çağrısıi.tehlike çağrısı | - i. imdat çağrısı
- i. tehlike çağrısı
|
|
| 7 |
| distress flag | i.tehlike bayrağıi.imdat bayrağı(gemi, tekne vb. tarafından tehlikede olduğunu göstermek için asılan bayrak) | - i. tehlike bayrağı
- i. imdat bayrağı
- (gemi, tekne vb. tarafından tehlikede olduğunu göstermek için asılan bayrak)
|
|
| 8 |
| distress sale | i.hacizli mal satışıi.icra yoluyla satış | - i. hacizli mal satışı
- i. icra yoluyla satış
|
|
| 9 |
| distress signal | i.tehlike sinyali | |
|
|
| 10 |
| distress warrant | i.haciz müzekkeresii.haciz emrii.(eşya, mal vb.yi)alıkoyma emri | - i. haciz müzekkeresi
- i. haciz emri
- i. (eşya, mal vb. yi)alıkoyma emri
|
|
| 11 |
| economic distress | i.ekonomik sıkıntı | |
|
|
| 12 |
| financial distress | i.mali sıkıntı | |
|
|
| 13 |
| a distress call | i.imdat çağrısı | |
|
|
| 14 |
| to feel distress | f.acı çekmekf.ıstırap çekmekf.ıstırap duymak | - f. acı çekmek
- f. ıstırap çekmek
- f. ıstırap duymak
|
|
| 15 |
| damsel in distress | i.başı sıkıntıda olan genç kadıni.yardıma ihtiyaç duyan genç kadıni.yardıma muhtaç genç kadın | - i. başı sıkıntıda olan genç kadın
- i. yardıma ihtiyaç duyan genç kadın
- i. yardıma muhtaç genç kadın
|
|
| 16 |
| emergency distress signal | i.acil durum sinyalii.tehlikeli durum sinyali | - i. acil durum sinyali
- i. tehlikeli durum sinyali
|
|
| 17 |
| a damsel in distress | i.başı sıkıntıda olan genç bir kadıni.yardıma ihtiyaç duyan genç bir kadıni.yardıma muhtaç genç bir kadın | - i. başı sıkıntıda olan genç bir kadın
- i. yardıma ihtiyaç duyan genç bir kadın
- i. yardıma muhtaç genç bir kadın
|
|
| 18 |
| without issuing distress calls | e.acil durum çağrıları yapmadane.imdat çağrıları yapmadan | - e. acil durum çağrıları yapmadan
- e. imdat çağrıları yapmadan
|
|
| 19 |
| infliction of emotional distress | i.duygusal sıkıntı vermei.duygusal sıkıntıya neden olmai.duygusal sıkıntıya uğratmai.duygusal sıkıntı çektirme | - i. duygusal sıkıntı verme
- i. duygusal sıkıntıya neden olma
- i. duygusal sıkıntıya uğratma
- i. duygusal sıkıntı çektirme
|
|
| 20 |
| a great deal of distress | i.büyük bir üzüntüi.büyük bir acıi.büyük bir elemi.büyük bir ıstırapi.büyük bir sıkıntı | - i. büyük bir üzüntü
- i. büyük bir acı
- i. büyük bir elem
- i. büyük bir ıstırap
- i. büyük bir sıkıntı
|
|
|