• Üye Ol | Üye Girişi | English
  • Örnek cümlemiz aşağıdaki gibi olsun;

    İngilizcesi
    About what time will you be here?

    Türkçesi
    - Saat kaç gibi burada olacaksın?
    - Saat kaç gibi burada olursun?
    - Saat kaç gibi geleceksin?
    - Saat kaç gibi gelirsin?

    1. Yukarıdaki cümleleri tam yazarak.

    2. Cümle içinde geçen kelimeleri bitişik şekilde yazarak.

    Aşağıdaki kelimeleri yazarak yukarıdaki örnek cümleye kolaylıkla ulaşırsınız.
      "saat kaç gibi burada"
      "saat kaç gibi"
      "kaç gibi burada olursun"
      "gibi burada olacaksın"
      "gibi burada olursun"
      "kaç gibi geleceksin"
      "kaç gibi gelirsin"
      "burada olacaksın"
      "burada olursun"


    Engturk'te 700.000 'den fazla cümle olduğu için tek kelime ile arama yaptığınızda çok fazla sonuç çıkabilir. O nedenle, günlük hayatta kullandığımız cümleleri an az iki ya da üç kelime ile aramanız halinde istediğiniz sonuca daha kolay ulaşırsınız.

  • en-tr
    Aradığınız cümleyi nasıl bulacaksınız?

    Aradığınız Kelime: bear

    Kısaltmaların Anlamları?
  • i. isim - Şahıs, cisim, yer adı olarak kullanılan kelimeler ya da kelimeler grubu.

    b. bağlaç - if, since, because, after gibi sözcüklerle başlayan ya da içinde eylem geçen kısa cümlecikler.

    d. deyim - Sözlük anlamından farklı bir anlam veren ve genelde sonunda ünlem işareti olan sözcükler.

    e. edat - Edat ile başlayan, edat ile biten ya da başında bağlaç kullanılmamış kısa deyimler.

    f. fiil - Eylem ifade eden kelimeler.

    s. sıfat - İsimleri nitelik ve nicelik bakımından tanımlayan sözcükler.

    yf. yardımcı fiil - is, am, are, do, have, will, can, could, would, should, must gibi fiil ile birlikte kullanılan sözcükler. Yardımcı fiil eylemin zamanını göstermekle birlikte cümleleri olumsuz ya da soru haline dönüştürmek için de kullanılırlar.

    z. zarf - Yer, zaman ve nitelik belirten sözcükler.

    zm. zamir - I, you, he, she, it, we, they, me, him, her, us, them gibi kişi ya da varlıkların yerine kullanılan sözcükler.

  • Bulunan sonuç "90" cümle anlamları için tıklayınız

    English Türkçe
    1
    bear
  • f.taşı
  • f.kaldır
  • f.götür
  • f.çek
  • f.katlan
  • f.dayan
  • f.dişini sık
  • f.tahammül et
  • f.hazmet
  • f.sineye çek
  • f.doğur
  • f.meyve ver
  • f.ürün ver
  • f.üstlen
  • f.akılda tut
  • f.(duygu) güt
  • f.(duygu) besle
    • f.    taşı
    • f.    kaldır
    • f.    götür
    • f.    çek
    • f.    katlan
    • f.    dayan
    • f.    dişini sık
    • f.    tahammül et
    • f.    hazmet
    • f.    sineye çek
    • f.    doğur
    • f.    meyve ver
    • f.    ürün ver
    • f.    üstlen
    • f.    akılda tut
    • f.    (duygu) güt
    • f.    (duygu) besle
    2
    bear
  • i.ayı
  • i.(borsa yatırımcısı) kötümser
    • i.    ayı
    • i.    (borsa yatırımcısı) kötümser
    3
    bear up
  • f.dayan
  • f.dayanıklı ol
  • f.destekle
  • f.yardım et
    • f.    dayan
    • f.    dayanıklı ol
    • f.    destekle
    • f.    yardım et
    4
    bear out
  • f.doğrula
  • f.destekle
    • f.    doğrula
    • f.    destekle
    5
    bear arms
  • f.silah taşı
    • f.    silah taşı
    6
    bear down
  • f.gayret et
  • f.çaba harca
  • f.çok etkile
  • f.sıkıştır
  • f.bastır
  • f.(on ile) hızla yaklaş
    • f.    gayret et
    • f.    çaba harca
    • f.    çok etkile
    • f.    sıkıştır
    • f.    bastır
    • f.    (on ile) hızla yaklaş
    7
    bear with
  • f.sabret
  • f.sabır göster
  • f.katlan
    • f.    sabret
    • f.    sabır göster
    • f.    katlan
    8
    bear fruit
  • f.meyve ver
  • f.sonuç ver
    • f.    meyve ver
    • f.    sonuç ver
    9
    bear malice
  • f.kin besle
  • f.kin duy
    • f.    kin besle
    • f.    kin duy
    10
    bear witness
  • f.şahitlik et
  • f.tanıklık et
  • f.kanıtla
  • f.delili ol
  • f.kanıtı ol
  • f.delalet ol
    • f.    şahitlik et
    • f.    tanıklık et
    • f.    kanıtla
    • f.    delili ol
    • f.    kanıtı ol
    • f.    delalet ol
    11
    bear children
  • f.çocuklar doğur
  • f.çocuk doğur
    • f.    çocuklar doğur
    • f.    çocuk doğur
    12
    bear watching
  • f.izlenmesi gerek
    • f.    izlenmesi gerek
    13
    bear testimony
  • f.tanıklık et
  • f.şahitlik et
    • f.    tanıklık et
    • f.    şahitlik et
    14
    to bear
  • f.taşımak
  • f.kaldırmak
  • f.götürmek
  • f.çekmek
  • f.katlanmak
  • f.dayanmak
  • f.dişini sıkmak
  • f.tahammül etmek
  • f.hazmetmek
  • f.sineye çekmek
  • f.doğurmak
  • f.meyve vermek
  • f.ürün vermek
  • f.üstlenmek
  • f.akılda tutmak
  • f.(duygu) gütmek
  • f.(duygu) beslemek
    • f.    taşımak
    • f.    kaldırmak
    • f.    götürmek
    • f.    çekmek
    • f.    katlanmak
    • f.    dayanmak
    • f.    dişini sıkmak
    • f.    tahammül etmek
    • f.    hazmetmek
    • f.    sineye çekmek
    • f.    doğurmak
    • f.    meyve vermek
    • f.    ürün vermek
    • f.    üstlenmek
    • f.    akılda tutmak
    • f.    (duygu) gütmek
    • f.    (duygu) beslemek
    15
    baby bear
  • i.yavru ayı
    • i.    yavru ayı
    16
    bear coat
  • i.ayı postu
    • i.    ayı postu
    17
    great bear
  • i.Büyükayı
    • i.    Büyükayı
    18
    koala bear
  • i.koala
  • (gri renkli, keseli, küçük bir ayıya benzeyen Avustralya hayvanı)
    • i.    koala
    • (gri renkli, keseli, küçük bir ayıya benzeyen Avustralya hayvanı)
    19
    polar bear
  • i.kutup ayısı
    • i.    kutup ayısı
    20
    teddy bear
  • i.oyuncak ayı
  • i.pelüş ayı
    • i.    oyuncak ayı
    • i.    pelüş ayı
    21
    Kodiak bear
  • i.Kodiak ayısı
  • (Alaska'nın güneyindeki adalardaa yaşayan Kuzey Amerika boz ayısı)
    • i.    Kodiak ayısı
    • (Alaska'nın güneyindeki adalardaa yaşayan Kuzey Amerika boz ayısı)
    22
    bear attack
  • i.ayı saldırısı
    • i.    ayı saldırısı
    23
    bear market
  • i.ayı piyasası
  • i.kötümser piyasa
  • i.(borsada) fiyatların düşmesi
    • i.    ayı piyasası
    • i.    kötümser piyasa
    • i.    (borsada) fiyatların düşmesi
    24
    pookie bear
  • i.(ayı oyuncaklı çikolata) pookie bear
  • g.(sevgi ifadesi olarak kullanılır) tatlım
  • g.canımın içi
    • i.    (ayı oyuncaklı çikolata) pookie bear
    • g.    (sevgi ifadesi olarak kullanılır) tatlım
    • g.    canımın içi
    25
    grizzly bear
  • i.bozayı
    • i.    bozayı
    26
    chenille bear
  • i.şönil ayı
  • i.pelüş ayı
    • i.    şönil ayı
    • i.    pelüş ayı
    27
    bear a hand
  • f.yardım eli uzat
    • f.    yardım eli uzat
    28
    bear a loss
  • f.zarara katlan
    • f.    zarara katlan
    29
    bear a child
  • f.çocuk doğur
  • f.bir çocuk doğur
    • f.    çocuk doğur
    • f.    bir çocuk doğur
    30
    bear down on
  • f.sıkıştır
  • f.üstüne gel
  • f.baskı yap
    • f.    sıkıştır
    • f.    üstüne gel
    • f.    baskı yap
    31
    bear in mind
  • b.hatırlanacağı üzere
    • b.    hatırlanacağı üzere
    32
    bear in mind
  • f.akılda tut
  • f.aklında tut
  • f.hesaba kat
  • f.dikkate al
  • f.unutma
    • f.    akılda tut
    • f.    aklında tut
    • f.    hesaba kat
    • f.    dikkate al
    • f.    unutma
    33
    bear a grudge
  • f.kin besle
  • f.kin duy
  • f.kin tut
    • f.    kin besle
    • f.    kin duy
    • f.    kin tut
    34
    grin and bear
  • f.gülüp sineye çek
  • f.(bela, sıkıntı vb.) güler yüzle karşıla
  • f.sabırla katlan
    • f.    gülüp sineye çek
    • f.    (bela, sıkıntı vb.    ) güler yüzle karşıla
    • f.    sabırla katlan
    35
    bear the blame
  • f.suçu üzerine al
  • f.suçu üstlen
    • f.    suçu üzerine al
    • f.    suçu üstlen
    36
    bear the brunt
  • f.asıl yükü çek
  • f.(zorluk, sıkıntı vb.)katlan
    • f.    asıl yükü çek
    • f.    (zorluk, sıkıntı vb.    )katlan
    37
    bear no relation
  • f.ilgisi olma
    • f.    ilgisi olma
    38
    bear false witness
  • f.yalancı tanıklık et
    • f.    yalancı tanıklık et
    39
    bear no resemblance
  • f.hiç benzeme
    • f.    hiç benzeme
    40
    bear the consequences
  • f.sonuçlara katlan
  • f.sonuçlarına katlan
    • f.    sonuçlara katlan
    • f.    sonuçlarına katlan
    41
    bear no responsibility
  • f.sorumlusu olma
    • f.    sorumlusu olma
    42
    to bear up
  • f.dayanmak
  • f.dayanıklı olmak
  • f.desteklemek
  • f.yardım etmek
    • f.    dayanmak
    • f.    dayanıklı olmak
    • f.    desteklemek
    • f.    yardım etmek
    43
    to bear out
  • f.doğrulamak
  • f.desteklemek
    • f.    doğrulamak
    • f.    desteklemek
    44
    to bear arms
  • f.silah taşımak
    • f.    silah taşımak
    45
    to bear down
  • f.gayret etmek
  • f.çaba harcamak
  • f.çok etkilemek
  • f.sıkıştırmak
  • f.bastırmak
  • f.(on ile) hızla yaklaşmak
    • f.    gayret etmek
    • f.    çaba harcamak
    • f.    çok etkilemek
    • f.    sıkıştırmak
    • f.    bastırmak
    • f.    (on ile) hızla yaklaşmak
    46
    to bear with
  • f.sabretmek
  • f.sabır göstermek
  • f.katlanmak
    • f.    sabretmek
    • f.    sabır göstermek
    • f.    katlanmak
    47
    a hungry bear
  • i.aç bir ayı
  • i.aç ayı
    • i.    aç bir ayı
    • i.    aç ayı
    48
    to bear fruit
  • f.meyve vermek
  • f.sonuç vermek
    • f.    meyve vermek
    • f.    sonuç vermek
    49
    to bear malice
  • f.kin beslemek
  • f.kin duymak
    • f.    kin beslemek
    • f.    kin duymak
    50
    to bear witness
  • f.şahitlik etmek
  • f.tanıklık etmek
  • f.kanıtlamak
  • f.delili olmak
  • f.kanıtı olmak
  • f.delalet olmak
    • f.    şahitlik etmek
    • f.    tanıklık etmek
    • f.    kanıtlamak
    • f.    delili olmak
    • f.    kanıtı olmak
    • f.    delalet olmak
    51
    to bear children
  • f.çocuklar doğurmak
  • f.çocuk doğurmak
    • f.    çocuklar doğurmak
    • f.    çocuk doğurmak
    52
    to bear watching
  • f.izlenmesi gerekmek
    • f.    izlenmesi gerekmek
    53
    to bear testimony
  • f.tanıklık etmek
  • f.şahitlik etmek
    • f.    tanıklık etmek
    • f.    şahitlik etmek
    54
    bear down on me
  • f.beni sıkıştır
  • f.benim üzerime gel
  • f.bana baskı yap
    • f.    beni sıkıştır
    • f.    benim üzerime gel
    • f.    bana baskı yap
    55
    grin and bear it
  • f.gülüp sineye çek
  • f.bunu gülümseyerek karşıla
  • f.sabredip katlan
    • f.    gülüp sineye çek
    • f.    bunu gülümseyerek karşıla
    • f.    sabredip katlan
    56
    bear that in mind
  • f.akılda tut
    • f.    akılda tut
    57
    bear the blame for
  • f.suçunu üstüne al
  • f.suçunu üstlen
    • f.    suçunu üstüne al
    • f.    suçunu üstlen
    58
    bear the whole brunt
  • f.bütün yükü çek
    • f.    bütün yükü çek
    59
    to bear a hand
  • f.yardım eli uzatmak
    • f.    yardım eli uzatmak
    60
    to bear a loss
  • f.zarara katlanmak
    • f.    zarara katlanmak
    61
    to bear a child
  • f.çocuk doğurmak
  • f.bir çocuk doğurmak
    • f.    çocuk doğurmak
    • f.    bir çocuk doğurmak
    62
    to bear down on
  • f.sıkıştırmak
  • f.üstüne gelmek
  • f.baskı yapmak
    • f.    sıkıştırmak
    • f.    üstüne gelmek
    • f.    baskı yapmak
    63
    to bear in mind
  • f.akılda tutmak
  • f.aklında tutmak
  • f.hesaba katmak
  • f.dikkate almak
  • f.unutmamak
    • f.    akılda tutmak
    • f.    aklında tutmak
    • f.    hesaba katmak
    • f.    dikkate almak
    • f.    unutmamak
    64
    my cross to bear
  • i.başımın belası
  • (katlanmam gereken sorumluluk, sıkıntı, dert anlamında)
    • i.    başımın belası
    • (katlanmam gereken sorumluluk, sıkıntı, dert anlamında)
    65
    to bear a grudge
  • f.kin beslemek
  • f.kin duymak
  • f.kin tutmak
    • f.    kin beslemek
    • f.    kin duymak
    • f.    kin tutmak
    66
    to grin and bear
  • f.gülüp sineye çekmek
  • f.(bela, sıkıntı vb.) güler yüzle karşılamak
  • f.sabırla katlanmak
    • f.    gülüp sineye çekmek
    • f.    (bela, sıkıntı vb.    ) güler yüzle karşılamak
    • f.    sabırla katlanmak
    67
    too much to bear
  • e.dayanılamayacak kadar çok fazla
  • e.katlanılamayacak kadar çok fazla
    • e.    dayanılamayacak kadar çok fazla
    • e.    katlanılamayacak kadar çok fazla
    68
    to bear the blame
  • f.suçu üzerine almak
  • f.suçu üstlenmek
    • f.    suçu üzerine almak
    • f.    suçu üstlenmek
    69
    to bear the brunt
  • f.asıl yükü çekmek
  • f.(zorluk, sıkıntı vb.) katlanmak
    • f.    asıl yükü çekmek
    • f.    (zorluk, sıkıntı vb.    ) katlanmak
    70
    like a hungry bear
  • e.aç bir ayı gibi
    • e.    aç bir ayı gibi
    71
    to bear no relation
  • f.ilgisi olmamak
    • f.    ilgisi olmamak
    72
    to bear false witness
  • f.yalancı tanıklık etmek
    • f.    yalancı tanıklık etmek
    73
    to bear no resemblance
  • f.hiç benzememek
    • f.    hiç benzememek
    74
    to bear the consequences
  • f.sonuçlara katlanmak
  • f.sonuçlarına katlanmak
    • f.    sonuçlara katlanmak
    • f.    sonuçlarına katlanmak
    75
    to bear no responsibility
  • f.sorumlusu olmamak
    • f.    sorumlusu olmamak
    76
    bear a striking resemblance to
  • f.-e bire bir benze
  • f.-e tıpatıp benze
    • f.    -e bire bir benze
    • f.    -e tıpatıp benze
    77
    to bear down on me
  • f.beni sıkıştırmak
  • f.benim üzerime gelmek
  • f.bana baskı yapmak
    • f.    beni sıkıştırmak
    • f.    benim üzerime gelmek
    • f.    bana baskı yapmak
    78
    as strong as a bear
  • e.ayı kadar güçlü
  • e.bir ayı kadar güçlü
    • e.    ayı kadar güçlü
    • e.    bir ayı kadar güçlü
    79
    to grin and bear it
  • f.gülüp sineye çekmek
  • f.bunu gülümseyerek karşılamak
  • f.sabredip katlanmak
    • f.    gülüp sineye çekmek
    • f.    bunu gülümseyerek karşılamak
    • f.    sabredip katlanmak
    80
    to bear that in mind
  • f.akılda tutmak
    • f.    akılda tutmak
    81
    to bear the blame for
  • f.suçunu üstüne almak
  • f.suçunu üstlenmek
    • f.    suçunu üstüne almak
    • f.    suçunu üstlenmek
    82
    to bear the whole brunt
  • f.bütün yükü çekmek
    • f.    bütün yükü çekmek
    83
    have a heavy cross to bear
  • f.bir sürü sıkıntısı ol
  • f.bir sürü derdi ol
    • f.    bir sürü sıkıntısı ol
    • f.    bir sürü derdi ol
    84
    I can't bear to think of
  • b.düşünmeye dayanamam
  • b.düşünmeye dayanamıyorum
  • b.düşünmeye tahammül edemiyorum
    • b.    düşünmeye dayanamam
    • b.    düşünmeye dayanamıyorum
    • b.    düşünmeye tahammül edemiyorum
    85
    I couldn't bear the thought of
  • b.düşüncesine dayanamıyorum
  • b.düşüncesine tahammül edemiyorum
    • b.    düşüncesine dayanamıyorum
    • b.    düşüncesine tahammül edemiyorum
    86
    I can't bear the thought of ....
  • b.düşüncesine bile katlanamam
    • b.    düşüncesine bile katlanamam
    87
    to bear a striking resemblance to
  • f.-e bire bir benzemek
  • f.-e tıpatıp benzemek
    • f.    -e bire bir benzemek
    • f.    -e tıpatıp benzemek
    88
    like a bear with a sore head
  • e.küplere binmiş
  • e.öfkesi burnunda
  • e.çok sinirli
  • e.aksiliği üstünde
    • e.    küplere binmiş
    • e.    öfkesi burnunda
    • e.    çok sinirli
    • e.    aksiliği üstünde
    89
    to have a heavy cross to bear
  • f.bir sürü sıkıntısı olmak
  • f.bir sürü derdi olmak
    • f.    bir sürü sıkıntısı olmak
    • f.    bir sürü derdi olmak
    90
    I can not bear the thought of .....
  • b.-in düşüncesine bile katlanamam
  • b.-in düşüncesine bile katlanamıyorum
    • b.    -in düşüncesine bile katlanamam
    • b.    -in düşüncesine bile katlanamıyorum

    Aradığınız kelime "bear" cümle anlamları "155" sonuç

    English Türkçe
    1
    Görmek için tıklayınız!
  • Unutma.
  • Aklından çıkarma.
  • Aklında bulunsun.
  • Aklında tut.
  • Hatırında tut.
  • Dikkate al.
  • 2
    Görmek için tıklayınız!
  • Bana sabır göster.
  • (telefonda) Bir dakika benimle kal.
  • Bana sabır gösterin.
  • (telefonda) Bir dakika benimle kalın.
  • (ben bir şeyi yaparken, anlatırken sabırlı olup bitirmemi bekle anlamında)
  • 3
    Görmek için tıklayınız!
  • Bize sabır göster.
  • Bize sabır gösterin.
  • (biz bir şeyi yaparken, anlatırken sabırlı olup bitirmemizi bekleyin anlamında)
  • 4
    Görmek için tıklayınız!
  • Beni bir ayı kovaladı.
  • Beni bir ayı kovalamıştı.
  • 5
    Görmek için tıklayınız!
  • Bunu aklında tut.
  • Bunu hatırında tut.
  • Bunu aklından çıkarma.
  • Aklında bulunsun.
  • Bu aklında bulunsun.
  • Bu hatırında bulunsun.
  • Bunu aklınızda tutun.
  • Bunu hatırınızda tutun.
  • Bunu aklınızdan çıkarmayın.
  • Bu aklınızda bulunsun.
  • Bu hatırınızda bulunsun.
  • 6
    Görmek için tıklayınız!
  • Bunu aklında tut.
  • Bunu hatırında tut.
  • Bunu aklından çıkarma.
  • Bu aklında bulunsun.
  • Bu hatırında bulunsun.
  • Bunu aklınızda tutun.
  • Bunu hatırınızda tutun.
  • Bunu aklınızdan çıkarmayın.
  • Bu aklınızda bulunsun.
  • Bu hatırınızda bulunsun.
  • 7
    Görmek için tıklayınız!
  • Bunu aklında tut.
  • Bunu hatırında tut.
  • Bunu aklından çıkarma.
  • Bu aklında bulunsun.
  • Bu hatırında bulunsun.
  • Bunu aklınızda tutun.
  • Bunu hatırınızda tutun.
  • Bunu aklınızdan çıkarmayın.
  • Bu aklınızda bulunsun.
  • Bu hatırınızda bulunsun.
  • 8
    Görmek için tıklayınız!
  • Gülüp sineye çek.
  • Gülümseyerek karşıla.
  • Sabırla tahammül et.
  • Sabırla katlan.
  • Sabredip katlan.
  • 9
    Görmek için tıklayınız!
  • O katlanması zor biri.
  • O çekilmesi zor biri.
  • O tahammül etmesi zor biri.
  • Ona katlanmak zor.
  • Ona tahammül etmek zor.
  • 10
    Görmek için tıklayınız!
  • O katlanması zor biri.
  • O tahammül etmesi zor biri.
  • 11
    Görmek için tıklayınız!
  • Ona dayanamıyorum.
  • Ona katlanamıyorum.
  • Ona tahammül edemiyorum.
  • Ona katlanamam.
  • Ona tahammül edemem.
  • 12
    Görmek için tıklayınız!
  • Ona dayanamıyorum.
  • Ona katlanamıyorum.
  • Ona tahammül edemiyorum.
  • Ona katlanamam.
  • Ona tahammül edemem.
  • 13
    Görmek için tıklayınız!
  • Buna dayanamıyorum!
  • Buna katlanamıyorum!
  • Buna tahammül edemiyorum!
  • Buna dayanamam!
  • Buna katlanamam!
  • Buna tahammül edemem!
  • 14
    Görmek için tıklayınız!
  • Buna dayanamıyorum.
  • Buna katlanamıyorum.
  • Buna tahammül edemiyorum.
  • Buna dayanamam.
  • Buna katlanamam.
  • Buna tahammül edemem.
  • Buna dayanamayacağım.
  • Buna katlanamayacağım.
  • 15
    Görmek için tıklayınız!
  • Buna dayanamıyorum.
  • Buna katlanamıyorum.
  • Buna tahammül edemiyorum.
  • Buna dayanamam.
  • Buna katlanamam.
  • Buna tahammül edemem.
  • Buna dayanamayacağım.
  • Buna katlanamayacağım.
  • 16
    Görmek için tıklayınız!
  • Buna dayanamam.
  • Buna katlanamam.
  • Buna tahammül edemem.
  • Buna dayanamadım.
  • Buna katlanamadım.
  • Buna tahammül edemedim.
  • Buna dayanamazdım.
  • Buna katlanamazdım.
  • Buna tahammül edemezdim.
  • Buna dayanamıyordum.
  • Buna katlanamıyordum.
  • Buna tahammül edemiyordum.
  • 17
    Görmek için tıklayınız!
  • Buna dayanamam.
  • Buna katlanamam.
  • Buna tahammül edemem.
  • Buna dayanamadım.
  • Buna katlanamadım.
  • Buna tahammül edemedim.
  • Buna dayanamazdım.
  • Buna katlanamazdım.
  • Buna tahammül edemezdim.
  • Buna dayanamıyordum.
  • Buna katlanamıyordum.
  • Buna tahammül edemiyordum.
  • 18
    Görmek için tıklayınız!
  • Bana biraz sabır göster.
  • (telefonda) Bir dakika benimle kal.
  • Bana biraz sabır gösterin.
  • (telefonda) Bir dakika benimle kalın.
  • (ben bir şeyi yaparken, anlatırken sabırlı olup bitirmemi bekle anlamında)
  • 19
    Görmek için tıklayınız!
  • O katlanması zor biri.
  • O çekilmesi zor biri.
  • O tahammül etmesi zor biri.
  • Ona katlanmak zor.
  • Ona tahammül etmek zor.
  • 20
    Görmek için tıklayınız!
  • O katlanması zor biri.
  • O tahammül etmesi zor biri.
  • 21
    Görmek için tıklayınız!
  • O zaman bana sabır göster.
  • Öyleyse bana sabır göster.
  • (ben bir şeyi yaparken, anlatırken sabırlı olup bitirmemi bekle anlamında)
  • 22
    Görmek için tıklayınız!
  • Bana katlanacaksın.
  • Bana tahammül edeceksin.
  • 23
    Görmek için tıklayınız!
  • Aç ayı dans etmez.
  • Aç ayı oynamaz.
  • 24
    Görmek için tıklayınız!
  • Biraz sabret.
  • Biraz sabır göster.
  • Bir dakika bana sabret.
  • (telefonda) Bir dakika benimle kal.
  • Biraz sabredin.
  • Biraz sabır gösterin.
  • (telefonda) Bir saniye benimle kalın.
  • 25
    Görmek için tıklayınız!
  • Biraz sabret.
  • Bir saniye bana sabret.
  • (telefonda) Bir saniye benimle kal.
  • Biraz sabredin.
  • Bir saniye bana sabredin.
  • (telefonda) Bir saniye benimle kalın.
  • 26
    Görmek için tıklayınız!
  • Bir saniye bana sabret.
  • (telefonda) Bir saniye benimle kal.
  • Bir saniye bana sabredin.
  • (telefonda) Bir saniye benimle kalın.
  • 27
    Görmek için tıklayınız!
  • Ona nasıl dayanabiliyorsun?
  • Ona nasıl katlanabiliyorsun?
  • Ona nasıl tahammül edebiliyorsun?
  • 28
    Görmek için tıklayınız!
  • Ona nasıl dayanabiliyorsun?
  • Ona nasıl katlanabiliyorsun?
  • Ona nasıl tahammül edebiliyorsun?
  • 29
    Görmek için tıklayınız!
  • Buna nasıl katlanabiliyorsun?
  • Buna nasıl dayanabiliyorsun?
  • Bunu nasıl kaldırabiliyorsun?
  • Bunu nasıl taşıyabiliyorsun?
  • 30
    Görmek için tıklayınız!
  • Buna nasıl dayanabiliyorsun?
  • Buna nasıl katlanabiliyorsun?
  • 31
    Görmek için tıklayınız!
  • Buna nasıl dayanıyorsun?
  • Buna nasıl katlanıyorsun?
  • Buna nasıl tahammül ediyorsun?
  • Bunu nasıl hazmediyorsun?
  • Bunu nasıl sineye çekiyorsun?
  • 32
    Görmek için tıklayınız!
  • Artık buna dayanamıyorum.
  • Artık buna katlanamıyorum.
  • Artık bunu kaldıramıyorum.
  • Artık buna tahammül edemiyorum.
  • Artık bunu çekemiyorum.
  • Artık buna katlanamam.
  • Artık bunu çekemem.
  • Artık buna tahammül edemem.
  • Artık buna dayanamayacağım.
  • 33
    Görmek için tıklayınız!
  • Bazı şeylere tahammül edemiyorum.
  • Bazı şeylere katlanamıyorum.
  • 34
    Görmek için tıklayınız!
  • Bu acıya dayanamam.
  • Bu acıya katlanamam.
  • Bu acıya dayanamıyorum.
  • Bu acıya katlanamıyorum.
  • 35
    Görmek için tıklayınız!
  • Bu utanca katlanamam.
  • Bu utanca katlanamıyorum.
  • Bu utanca katlanamayacağım.
  • Bu utanca dayanamayacağım.
  • 36
    Görmek için tıklayınız!
  • Bakmaya dayanamam.
  • Bakmaya dayanamıyorum.
  • 37
    Görmek için tıklayınız!
  • Seyredemeyeceğim.
  • İzleyemeyeceğim.
  • 38
    Görmek için tıklayınız!
  • Buna zor dayanabildim.
  • Buna dayanamıyordum.
  • Buna katlanamıyordum.
  • 39
    Görmek için tıklayınız!
  • Artık buna dayanamazdım.
  • Artık buna katlanamazdım.
  • Artık buna tahammül edemezdim.
  • Buna daha fazla buna katlanamazdım.
  • Buna daha fazla tahammül edemezdim.
  • Artık buna dayanamıyordum.
  • Artık buna katlanamıyordum.
  • Artık buna tahammül edemiyordum.
  • 40
    Görmek için tıklayınız!
  • Buna dayanamıyorum.
  • Buna katlanamıyorum.
  • Buna tahammül edemiyorum.
  • Buna dayanamam.
  • Buna katlanamam.
  • Buna tahammül edemem.
  • Buna dayanamayacağım.
  • Buna katlanamayacağım.
  • 41
    Görmek için tıklayınız!
  • Çocuk doğurmak istiyorum.
  • 42
    Görmek için tıklayınız!
  • Bunu aklımda tutacağım.
  • Bunu aklımda bulunduracağım.
  • Bunu hatırımda tutacağım.
  • Bunu aklımda bulundururum.
  • Bunu aklımda tutarım.
  • Bunu unutmam.
  • Bunu hatırımda tutarım.
  • Aklımda bulunsun.
  • Aklımın bir köşesinde bulunsun.
  • 43
    Görmek için tıklayınız!
  • Bunu aklımda tutacağım.
  • Bunu aklımda bulunduracağım.
  • Bunu hatırımda tutacağım.
  • Bunu aklımda bulundururum.
  • Bunu aklımda tutarım.
  • Bunu unutmam.
  • Bunu hatırımda tutarım.
  • Aklımda bulunsun.
  • 44
    Görmek için tıklayınız!
  • Bu benim derdim.
  • Bu benim başımın belası.
  • (katlanmam gereken sorumluluk, dert, sıkıntı anlamında)
  • 45
    Görmek için tıklayınız!
  • Bu bizim derdimiz.
  • Bu bizim başımın belası.
  • (katlanmamız gereken sorumluluk, dert, sıkıntı anlamında)
  • 46
    Görmek için tıklayınız!
  • (acı vb.) Dayanılamayacak kadar çok fazla.
  • Katlanılamayacak kadar çok fazla.
  • 47
    Görmek için tıklayınız!
  • Bunu aklımızda tutalım.
  • Bunu aklımızdan çıkarmayalım.
  • Bunu unutmayalım.
  • 48
    Görmek için tıklayınız!
  • O tahammül etmesi kolay olmayan biri.
  • Ona tahammül etmek kolay değil.
  • Ona katlanmak kolay değil.
  • 49
    Görmek için tıklayınız!
  • Bu benim derdim.
  • Bu benim başımın belası.
  • (katlanmam gereken sorumluluk, dert, sıkıntı anlamında)
  • 50
    Görmek için tıklayınız!
  • Sen başımın belasısın.
  • 51
    Görmek için tıklayınız!
  • Bu evliliğe nasıl katlanıyorsun?
  • Bu evliliğe nasıl tahammül ediyorsun?
  • Bu evliliğe nasıl dayanıyorsun?
  • 52
    Görmek için tıklayınız!
  • Ben annemin soyadını taşıyorum.
  • 53
    Görmek için tıklayınız!
  • Artık buna dayanamıyorum.
  • Artık buna katlanamıyorum.
  • Artık bunu kaldıramıyorum.
  • Artık buna tahammül edemiyorum.
  • Artık bunu çekemiyorum.
  • Artık buna katlanamam.
  • Artık bunu çekemem.
  • Artık buna tahammül edemem.
  • Artık buna dayanamayacağım.
  • 54
    Görmek için tıklayınız!
  • Seni mutsuz görmeye dayanamıyorum.
  • 55
    Görmek için tıklayınız!
  • Seni kaybetmeye dayanamam.
  • 56
    Görmek için tıklayınız!
  • Kan görmeye dayanamam.
  • Kan görmeye dayanamıyorum.
  • 57
    Görmek için tıklayınız!
  • Bunu izlemeye tahammül edemem.
  • Bunu izlemeye dayanamam.
  • Bunu izlemeye tahammül edemeyeceğim.
  • Bunu izlemeye dayanamayacağım.
  • Bunu izlemeye tahammül edemiyorum.
  • 58
    Görmek için tıklayınız!
  • Onu görmeye dayanamıyorum.
  • Onu görmeye tahammül edemiyorum.
  • 59
    Görmek için tıklayınız!
  • Artık buna dayanamazdım.
  • Artık buna katlanamazdım.
  • Artık buna tahammül edemezdim.
  • Buna daha fazla buna katlanamazdım.
  • Buna daha fazla tahammül edemezdim.
  • Artık buna dayanamıyordum.
  • Artık buna katlanamıyordum.
  • Artık buna tahammül edemiyordum.
  • 60
    Görmek için tıklayınız!
  • Artık buna dayanamazdım.
  • Artık buna katlanamazdım.
  • Artık buna tahammül edemezdim.
  • Buna daha fazla buna katlanamazdım.
  • Buna daha fazla tahammül edemezdim.
  • Artık buna dayanamıyordum.
  • Artık buna katlanamıyordum.
  • Artık buna tahammül edemiyordum.
  • 61
    Görmek için tıklayınız!
  • Onu kaybetmeye dayanamam.
  • 62
    Görmek için tıklayınız!
  • Onu kaybetmeye dayanamam.
  • 63
    Görmek için tıklayınız!
  • Bunu görmeye dayanamam.
  • Bunu görmeye dayanamadım.
  • Bunu görmeye dayanamazdım.
  • Bunu görmeye dayanamıyordum.
  • 64
    Görmek için tıklayınız!
  • Seni uyandırmaya kıyamadım.
  • 65
    Görmek için tıklayınız!
  • (acı vb.) Dayanılamayacak kadar çok fazlaydı.
  • Katlanılamayacak kadar çok fazlaydı.
  • 66
    Görmek için tıklayınız!
  • Bu katlanabileceğimden fazla.
  • Bu tahammül edebileceğimden fazla.
  • Buna katlanamam.
  • Buna tahammül edemem.
  • 67
    Görmek için tıklayınız!
  • Bu birinin tahammül edebileceğinden öte bir şey.
  • Bu birinin katlanabileceğinden öte bir şey.
  • Bu birinin hazmedebileceğinden öte bir şey.
  • Bu birinin tahammül edebileceğinden öte bir durum.
  • Bu bir insanın katlanabileceğinden fazla.
  • Bu bir insanın tahammül edebileceğinden fazla.
  • 68
    Görmek için tıklayınız!
  • Bu taşınması ağır bir yük.
  • Bu taşınması ağır bir sorumluluk.
  • 69
    Görmek için tıklayınız!
  • Neden bu evliliğe katlanıyorsun?
  • Neden bu evliliğe tahammül ediyorsun?
  • Neden bu evliliği çekiyorsun?
  • 70
    Görmek için tıklayınız!
  • Bu yükü neden ben taşımak zorundayım?
  • 71
    Görmek için tıklayınız!
  • Küçük bir eleştiriyi kaldıramıyorsun.
  • Küçük bir eleştiriye katlanamıyorsun.
  • Küçük bir eleştiriye tahammül edemiyorsun.
  • Ufak bir eleştiriyi kaldıramıyorsun.
  • Ufak bir eleştiriye katlanamıyorsun.
  • Ufak bir eleştiriye tahammül edemiyorsun.
  • 72
    Görmek için tıklayınız!
  • Bir ayı ormana sıçar mı?
  • (birisinin sorusuna "evet" anlamında verilen yanıttır)
  • 73
    Görmek için tıklayınız!
  • Bir daha böyle bir şeye katlanamam.
  • Bir daha böyle bir şeyi çekemem.
  • Bir daha böyle bir şeye tahammül edemem.
  • 74
    Görmek için tıklayınız!
  • Hayatta bazı şeylere dayanamıyorum.
  • Hayatta bazı şeylere katlanamıyorum.
  • Hayatta bazı şeylere tahammül edemiyorum.
  • Hayatta bazı şeyleri hazmedemiyorum.
  • 75
    Görmek için tıklayınız!
  • Bir daha böyle bir yüke katlanamam.
  • Bir daha böyle bir yükün altına giremem.
  • Gizlilik Hakları  |  Kullanım Koşulları  |  Yazılım

    ©2026 Bu sitenin tüm içeriği telif hakkı ile korunmaktadır belge tarihi ve no 19.04.2012 IEE/1457

    EyfelSoft